1. Giriş
Ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümü olarak tanımlanan tasarımlar; yeni ve ayırt edici niteliğe haiz olmaları halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) kapsamında 25 yıl süre ile korunmaktadır.
Bu bağlamda, tasarım kapsamında değerlendirilen birleşik ürünler ve birleşik ürünü oluşturan parçalar ilgili ürünün estetik ve görsel bütünlüğünü etkileyen unsurlar olup aynı zamanda işlevselliğini de tamamlayıcı bir rol üstlenir. Özellikle otomotiv ve elektronik sektörlerinde sıklıkla karşılaşılan yedek parçalar, ürünün ticari değerini ve kullanım ömrünü doğrudan etkileyen unsurlardır.
Ancak bu parçaların meydana getirilmesindeki birtakım teknik ve görsel zorunluluklar ile işlevsellik fonksiyonu; birleşik ürün parçaları ve bu kapsamdaki yedek parçaların tasarım olarak SMK çerçevesinde korunması açısından birtakım istisnalar öngörülmesini zorunlu kılmıştır.
2. Birleşik Ürün Parçaları ve Yedek Parçalar
SMK’nın 55. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca birleşik ürün “sökülüp takılma yoluyla değiştirilebilen veya yenilenebilen parçalardan oluşan üründür” şeklinde tanımlanmıştır. Her bir birleşik ürün parçası, tasarlandığı ürünün teknik gerekliliklerine ve kullanım alanına bağlı olarak birbirinden farklı özellikler gösterir. Bu parçalar, ürünün genel işlevselliğini sağlamak amacıyla tasarlanmış olup teknik açıdan ürünle tam bir uyum içinde çalışacak şekilde optimize edilir. Örneğin, bir otomobilin fren diskleri hem araca özel montaj gerekliliklerini hem de fren performansına etki eden malzeme özelliklerini içerirken; bir yazıcı kartuşu, yazıcının mekanizmasına uygun şekilde takılabilecek boyut ve bağlantı noktalarına sahip olmak zorundadır. Bu farklılıklar, birleşik ürünün yalnızca teknik işlevlerini yerine getirmekle kalmayıp, aynı zamanda tasarlandıkları ürünün kullanıcı deneyimini artıracak detaylara sahip olmasını da sağlar. Dolayısıyla, aslında her bir birleşik ürün parçası teknik ve estetik gerekliliklerin birleşimi olan özel bir tasarım sürecinin sonucudur.
Bununla birlikte SMK kapsamında yedek parçalara ilişkin bir tanıma yer verilmemiş olup öğretide yedek parça “bileşik bir ürünün yıpranma, aşınma ya da çarpma gibi nedenlerle parça değişikliğine ihtiyaç duyması halinde orijinal parçanın yerine geçecek olan, sökülüp takılabilir parçalar” olarak tanımlanmaktadır. İşbu tanımdan da anlaşılacağı üzere, yedek parçanın bileşik ürüne fiziki bir bağlılığının olması gerekmekte olup otomobil direksiyonu, fren pedalı yedek parça olarak değerlendirilebilirken, set oluşturan kahve fincanları yedek parçaya örnek olarak gösterilemez. Zira aralarında fiziki bir bağlılık bulunmamaktadır.
Yedek parça tasarımları açısından ise; yedek parçaların görünümü yedek parça tasarımlarını oluşturur ve SMK uyarınca öngörülen şartları taşıması halinde tasarımlara ilişkin korumadan yararlanır.
Bu kapsamda, SMK’nın 56. maddesinin 2. fıkrası uyarınca birleşik parça tasarımının ve bu doğrultuda yedek parça tasarımlarının korunması için “birleşik ürüne takıldığında, birleşik ürünün normal kullanımında görünür durumda olması” ve “parçanın görünür durumda olan özelliklerinin, yenilik ve ayırt edici nitelik şartlarını karşılaması” şartlarının aranması gerekmektedir. Bu koşulların sağlanması durumunda birleşik ürün parçasının yeni ve ayırt edici olduğu ortaya konmuş olacak ve SMK kapsamında koruma altına alınabilecektir.
2.1. Hukuki Koruma Kapsamındaki Yedek Parçalar
Fonksiyonel ve görsel açıdan birleşik üründen bağımsız olan yedek parçalar; tasarımcının yaratıcılığını serbestçe kullanmasına imkân tanır. Bu tür parçalar, birleşik ürünün genel görünümüne bağlı değildir. Bu parçalar, ürünün kendinden beklenen işlevini yerine getirebilmesi için belirli şekilde tasarlanma zorunluluğu da bulunmamaktadır. Bu nedenle, her bir parça kendi içinde bir tasarım olarak kabul edilir ve yenilik ve ayırt edicilik koşullarını sağladıkları sürece tasarım korumasından yararlanabilir. Örneğin, bir otomobil koltuğunun ya da bir demlik kulpunun tasarımı, bağlantı elemanlarıyla uyumlu olduğu ve estetik veya işlevsel açıdan ayırt edici özelliklere sahip olduğu takdirde, bağımsız bir tasarım olarak koruma altına alınabilir.
Buna karşılık, birleşik ürünün genel görünümüne bağlı olan ve estetik uyum açısından bütünlüğü sağlayan yedek parçalar; “must-match” olarak adlandırılır. Bu parçaları, birleşik ürünün görünümüne bağlı olduğunda bu görünüme uyum sağlaması için belirli şekilde tasarlanmaları gerekir.
Bu tür parçaların tasarım koruması, SMK’nın 59. maddesinin 4. fıkrasında düzenlenmiştir. Hükme göre “Birleşik ürünün görünümüne bağımlı olan parçaların, birleşik ürüne orijinal görünümünü yeniden kazandırmak üzere onarım amacıyla ve bu parçaların kaynağı konusunda yanıltıcı olmamak şartıyla tasarımın piyasaya ilk sürüldüğü tarihten üç yıl sonra kullanılması tasarım hakkının ihlali sayılmaz.” denilerek tasarım sahibine üç yıllık bir inhisari hak tanınmış olup, bu sürenin sona ermesinden sonra belirli koşullar altında yedek parçaların kullanımının tasarım hakkını ihlal etmeyeceği düzenlenmiştir.
Bu koşullardan ilki, bir birleşik ürün ile onun görünümüne bağlı yedek parça arasında açık bir ilişkinin bulunmasıdır. Yani, ilgili yedek parça, birleşik ürünün görünümüne bağlı şekilde tasarlanmış olmalıdır. İkinci koşul ise, yedek parçanın onarım işlemi sırasında birleşik ürüne orijinal görünümünü yeniden kazandırma amacıyla kullanılmasıdır. Eğer onarım, birleşik ürüne yeni bir işlev kazandırma gibi farklı bir amaç taşıyorsa, bu durum koruma kapsamı dışında kalır. Üçüncü koşul ise, kullanılan parçaların kaynağı konusunda kamuoyunun yanıltılmamasını içerir. Bu parçaların tasarımı veya üretimi hakkında yanlış yönlendirme yapılması, koruma dışı bırakılma riski yaratabilir.
Ne var ki, işbu tasarımların piyasaya sürüldüğü tarihten itibaren üç yıl geçtikten sonra yukarıdaki koşulları sağlayan yedek parçaların kullanımı serbest bırakılmıştır. Bu doğrultuda, üç yıl geçtikten sonra ilgili yedek parçaların fason olarak üretilmesi veya kullanılması tasarım hakkının ihlalini oluşturmayacaktır.
2.2. Hukuki Koruma Kapsamına Dahil Olmayan Yedek Parçalar
Bazı yedek parçalar, ürünün teknik fonksiyonu gereği belirli bir şekilde tasarlanmak zorundadır. Teknik zorunluluk arz eden bu tür tasarımlar, hukuk literatüründe “must-fit” tasarımlar olarak adlandırılır. Örneğin, bir otomobilin egzoz borusunun bağlantı kısmının araçla tam uyum sağlaması gereklidir ve bu uyumun sağlanması için belirli bir şekilde tasarlanması zorunludur. Bu tasarımların görünüp görünmediğine bakılmaksızın, teknik bir gereklilikten kaynaklanmaları sebebiyle tasarım tesciline konu edilmeleri mümkün değildir. Bu husus, SMK’nın 58. maddesinin 4. fıkrasında “Tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün, başka bir ürüne mekanik olarak monte edilmesi veya bağlanması için belirli biçim ve boyutlarda üretilmesi zorunlu ürünlerin görünüm özellikleri” şeklinde düzenlenmiş ve “must-fit olarak adlandırılan tasarımlar koruma kapsamı dışında bırakılmıştır.
Bununla birlikte, görünmeyen yedek parça tasarımların korunması açısından SMK’da herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiş olup işbu tasarımların korunmasına ilişkin doktrinde birtakım tartışmalar bulunmaktadır. Ancak doktrindeki genel görüş, işbu tasarımların SMK’nın 56. maddesinin 2. fıkrasında sayılan şartları sağlanmadığından bu koruma kapsamına alınmasının mümkün olmadığı yönündedir. Nitekim, Yargıtay’ın 25.09.2024 tarihli, 2023/4669 esas ve 2024/6781 karar numaralı ilamında da bu hususa ilişkin olarak “davaya konu çoklu tasarımın bileşik bir ürünün parçası olarak kullanıma konu edilebileceği, ön yüzey dışındaki kısımların tasarıma dair kaygılardan ziyade işlevselliğe dayalı olduğu, nihai kullanım esnasında görünür nitelikte olmayacağı, tasarımların görünen yüzeylerinin ise herhangi bir tasarım özelliğine haiz olmadığı, görünür kısımların tasarım koruması kapsamında kalan bir tasarım niteliği olmaması nedeniyle yenilik ve ayırt edicilik şartlarını sağlamadıkları” tespitinde bulunulmuştur.
Eşdeğer parçalara ilişkin olarak ise SMK’nın 59. maddesinin 5. fıkrası uyarınca bir istisna öngörülmüştür. Eşdeğer parçalar ilgili hükmün gerekçesinde “orijinal parça gibi birtakım testlerden geçirilebilen, orijinal parçanın verdiği sonuçları verip vermediği ölçülebilen ve belgelendirilen ürünler” olarak tanımlanmış ve madde metninde Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayımlanan eşdeğer parçaların, üç yıllık süreyi beklemeksizin kullanılabileceği ve bu kullanımın tasarım hakkını ihlal etmeyeceği öngörülmüştür. Bu düzenleme, eşdeğer parçaların hızlı bir şekilde piyasaya girmesini kolaylaştırarak, özellikle yan sanayi üreticilerinin desteklenmesine ve tüketiciler için daha erişilebilir seçenekler sunulmasına olanak tanımaktadır. Böylece, tasarım hakkı ile ekonomik faydalar arasında bir denge sağlanması hedeflenmiştir.
3. Sonuç
SMK uyarınca tasarımların korunması, yenilik, ayırt edicilik ve görünürlük kriterlerine dayalı bir hukuki çerçeveye oturtulmuştur. Ancak birleşik ürünler ve bu ürünlerin parçaları açısından koruma sağlanabilmesi, estetik unsurlar ile teknik gereklilikler açısından özel düzenlemeler getirilmesini gerekli kılmıştır.
SMK uyarınca tasarım koruması, teknik zorunluluklarla sınırlı ve görünmeyen parçalardan ziyade, yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıyan, estetik ve işlevsellik arasında bir denge kurabilen tasarımları kapsar. Bu kapsamda, tasarımcının yaratıcılık özgürlüğünü yansıtan, görünür ve ayırt edici özelliklere sahip parçalar SMK uyarınca belirtilen şartları taşıması halinde korunabilirken; Yargıtay’ın ilgili kararında da vurgulandığı üzere, görünmeyen veya tamamen işlevselliğe dayalı tasarımların SMK kapsamında korunması mümkün olmayacaktır. Zira, söz konusu tasarımların yeni ve ayırt edici nitelikte olduğundan söz edilmesi mümkün olmayacaktır.
Bu bağlamda, yedek parçaların da “must-fit” olarak belirtilen ve teknik görünüm için zorunlu nitelikte olan yedek parçalar için üç yıl süreli bir koruma öngörülmüşken, “must-match” olarak ifade edilen ve teknik fonksiyonu gereği belirli bir şekilde tasarlanmak zorunda olan yedek parçalar tasarım korumasından yararlanamayacaktır.
Dolayısıyla, SMK kapsamında tasarımların korunması açısından bir yandan yenilikçi tasarımları teşvik edilirken, diğer yandan teknik zorunlulukların ve işlevselliğin sınırlamalarını gözeterek dengeleyici bir koruma mekanizmasının oluşturulmasının amaçlandığı söylemek mümkündür.










