GİRİŞ
Dikey anlaşmalar, üretim veya dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren teşebbüsler arasında belirli mal veya hizmetlerin alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla yapılan anlaşmalardır. Bu tür anlaşmalar, rekabet hukukunda hem etkinlik artırıcı hem de rekabeti kısıtlayıcı etkiler doğurabilecek nitelikte olduklarından, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (“Kanun”) çerçevesinde özel bir değerlendirmeye tabi tutulmaktadır.
2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (“Tebliğ”) ile belirli koşullar altında bu anlaşmalara Kanun’un 4. maddesindeki rekabeti kısıtlayıcı hükümlerden muafiyet tanınmıştır. Tebliğ’in amacı, piyasadaki etkinliği artıran, yeni girişleri kolaylaştıran veya dağıtım verimliliğini yükselten dikey ilişkilerin, gereksiz idari denetime tabi tutulmaksızın yürütülmesini sağlamaktır. Ancak, özellikle rekabet etmeme yükümlülükleri ve tek marka sınırlamaları pazarın kapatılması riski doğurabilecek dikey sınırlamalar niteliğinde olduğundan daha hassas bir incelemeyi gerektirmektedir.
A. TEK MARKA SINIRLAMASI
Tek marka sınırlaması, Rekabet Kurumu tarafından yayımlanan Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’da (“Kılavuz”) alıcının belli bir ürün veya ürün grubundaki ihtiyacının tamamını veya önemli bir kısmını yalnızca tek bir sağlayıcıdan temin etmesi şeklinde tanımlanmıştır. Tek marka sınırlaması uygulamada özellikle sağlayıcıların dijital veya fiziksel satış kanallarındaki alıcılarına sağlayıcı tarafından sağlanacak ürünlere ikame olabilecek diğer sağlayıcı ürünlerine yer vermeme yükümlülüğü yüklediği durumlarda ortaya çıkmaktadır. Kılavuz’da açıklandığı üzere, bu sınırlama alıcının belirli bir ürün grubu bakımından başka sağlayıcılardan mal veya hizmet temin etmesini engellediği için doğrudan rekabet etmeme yükümlülüğü kapsamında değerlendirilir. Tek marka sınırlamalarının temel risklerinden biri pazarın kapatılması olasılığıdır. Diğer sağlayıcılara pazarın kapatılması ancak münhasır dağıtımın tek marka sınırlaması ile birlikte kullanıldığı durumlarda söz konusu olabilecektir. Zira bu durumda bir ürünün belli bir bölgedeki tek dağıtıcısı aynı zamanda örneğin rekabet yasağından dolayı rakip ürün de satmayabilecektir. Bu durumda, sağlayıcının pazar payı ve sözleşmenin süresi gibi unsurlar belirleyici olacaktır.
B. MUAFİYET ŞARTLARI
Tebliğ hükümleri incelendiğinde Tebliğ’in 2. maddesi uyarınca Tebliğ ile sağlanan muafiyetin, sağlayıcının dikey anlaşma konusu mal veya hizmetleri sağladığı ilgili pazardaki pazar payının %30’u aşmaması durumunda uygulanacağı belirtilmektedir. Diğer yandan, tek marka sınırlamaları Tebliğ kapsamında “Alıcının anlaşma konusu mal veya hizmetlerle rekabet eden mal veya hizmetleri üretmesini, satın almasını, satmasını ya da yeniden satmasını engelleyen doğrudan veya dolaylı her türlü yükümlülük” olarak tanımlanan “Rekabet etmeme yükümlülüğü” olarak nitelendirilebilecek olup Tebliğ’in 5. maddesi uyarınca alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğü söz konusu yükümlülüğü Tebliğ ile tanınan muafiyet çerçevesinden çıkaracaktır. Ancak, pazar payının bu eşiği aşması veya yükümlülüğün süresinin beş yılı geçmesi halinde, Rekabet Kurulu’nun bireysel muafiyet değerlendirmesine tabi tutulacaktır. Kılavuz uyarınca bu bireysel değerlendirmede dikkate alınan başlıca kriterler (i) sağlayıcının pazardaki konumu, (ii) rakiplerin pazardaki konumu, (iii) pazara giriş engelleri ve (iv) alım gücüdür. Rekabet etmeme yükümlülüğünün pazar üzerindeki rekabeti bozucu etkilerini belirlemede bahsedilen unsurların başında “sağlayıcının pazardaki konumu” gelmektedir. Nitekim genellikle bu yönde bir yükümlülük sağlayıcılar tarafından konulmaktadır ve sağlayıcı benzer anlaşmaları diğer alıcılarla da yapmaktadır.
Rekabet Kurulu’nun tek marka sınırlamasına yönelik 29.12.2010 tarihli ve 10-81/1691-643 sayılı kararında Red Bull’un satış noktaları ile yaptığı sözleşmelerde tespit edilen (i) satış noktasının rakip firmalara ait ürünleri satmasını yasaklayan hüküm ve (ii) Red Bull’un temin edilemediği dönemlerde noktanın satacağı enerji içeceğini Red Bull’un belirleyeceğine dair hüküm olmak üzere iki hususa dikkat çekilmiştir. Bu kapsamda Rekabet Kurulu tarafından yapılan incelemede aynı şekilde Tebliğ hükümleri çerçevesinde pazar payı oranı ve rekabet etmeme yükümlüğünün süresi göz önüne alınarak Red Bull tarafından satış noktalarına uygulanan tek marka sınırlamasının grup muafiyetinden yararlanıp yararlanılamayacağı değerlendirilmiştir. Rekabet Kurulu yine 28.01.2021 tarihli ve 21-05/59-26 sayılı kararında ise Marka Mağazacılık’a uygulanan ve tek marka sınırlamasını işaret eden bir sözleşme hükmünü inceleme altına almıştır. İlgili sözleşme maddesi uyarınca Marka Mağazacılık sözleşme süresi boyunca sözleşmenin ekinde listelenen rakip markalı giyim ve aksesuarları satmama kısıtlaması altına girmiştir. Rekabet Kurulu tarafından yapılan değerlendirmede bildirim konusu sözleşmenin %40 (2021 yılında ilgili eşik %30’a indirilmiştir) olan pazar payı eşiğinin altında kalması ve beş yıldan kısa süreli olarak getirilen rekabet etmeme yükümlülüğünün sözleşmeyi grup muafiyeti kapsamına çıkarmayacağı değerlendirilmiştir.
C. SONUÇ
Dikey anlaşmalarda yer alan tek marka sınırlamaları, alıcının belirli ürün veya ürün gruplarında yalnızca tek bir sağlayıcıdan mal veya hizmet temin etmesini öngörmesi nedeniyle rekabet etmeme yükümlülüğü niteliğindedir. Bu tür sınırlamaların rekabet üzerindeki etkisi, sağlayıcının pazardaki gücü ve yükümlülüğün süresi gibi unsurlara bağlı olarak değişir. Tebliğ uyarınca, bir dikey anlaşmanın grup muafiyetinden yararlanabilmesi için sağlayıcının ilgili pazardaki pazar payının %30’u aşmaması ve rekabet etmeme yükümlülüğünün süresinin beş yılı geçmemesi gerekmektedir. Buna karşılık, pazar payı eşiğinin aşılması veya yükümlülüğün süresinin beş yıldan uzun olması durumunda, ilgili kısıtlama grup muafiyetinden çıkacak ve bireysel muafiyet değerlendirmesine tabi olacaktır. Bu değerlendirmede sağlayıcının pazardaki konumu, rakiplerin gücü, pazara giriş engelleri ve alım gücü gibi unsurlar dikkate alınacaktır. Sonuç olarak, tek marka sınırlamaları içeren dikey ilişkilerde rekabet hukuku açısından risklerin minimize edilmesi için; (i) sağlayıcının pazar payının Tebliğ’de öngörülen %30 eşiğini aşmaması, (ii) yükümlülüğün süresinin en fazla beş yıl olarak belirlenmesi ve özellikle (iii) hâkim durumda olunan ürünlerin bu kapsam dışında tutulması gerekmektedir. Bu koşulların sağlanması, hem tarafların sözleşme serbestisi çerçevesinde etkin bir ticari ilişki yürütmesini hem de piyasadaki rekabetin korunmasını mümkün kılacaktır.










