GİRİŞ
Anonim şirketlerin (şirket) esas sözleşmelerinde yer alan işletme konusu, yalnızca faaliyet alanını tanımlayan teknik bir kayıt değildir. İşletme konusu, aynı zamanda şirketin hangi alanlarda işlem yapabileceği, temsil yetkisinin nasıl kullanılacağı ve yönetim kurulu üyeleri ile temsilcilerin hangi hallerde sorumlulukla karşılaşabileceği bakımından önemli bir referans noktasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) ile ultra vires ilkesi terk edilmiş ve şirket konusu dışında yapılan işlemlerin kural olarak şirketi bağlayacağı kabul edilmiştir. Bununla birlikte, konu dışı işlemler yönetim kurulu üyeleri ve temsile yetkili kişiler bakımından iç ilişkide sorumluluk doğurabilir. Bu nedenle şirket konusu dışında işlem yapılmasının hukuki sonuçları, işlem geçerliliği ve yönetici sorumluluğu ayrımı çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Şirket Konusu Dışında İşlem Yapılması Yönetim Kurulu Üyeleri Bakımından Sorumluluk Doğurur Mu?
Şirketlerde şirket konusu dışında işlem yapılması, kural olarak işlemin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmaz. Ancak bu durum, yönetim kurulu üyeleri ve temsile yetkili kişiler bakımından herhangi bir sorumluluk doğmayacağı anlamına gelmez.
TTK ile ultra vires ilkesi terk edilmiş, şirketlerin hak ehliyetinin esas sözleşmede yazılı işletme konusu ile sınırlı olmadığı kabul edilmiştir. Buna rağmen işletme konusu, özellikle yönetim kurulu üyelerinin ve temsilcilerin iç ilişkideki yetki sınırları ile sorumluluğunun belirlenmesinde önemini korumaktadır.
Ultra Vires İlkesi Nedir?
Ultra vires ilkesi, şirketin yalnızca esas sözleşmesinde belirtilen faaliyet konusu kapsamında hak kazanabileceği ve borç altına girebileceği anlayışını ifade eder.
6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu döneminde ticaret şirketlerinin hak ehliyeti, esas sözleşmede yer alan işletme konusu ile sınırlı kabul edilmekteydi. Bu nedenle şirket konusu dışında yapılan işlemlerin şirketi bağlayıp bağlamayacağı önemli tartışmalara yol açmaktaydı. TTK ile bu yaklaşım terk edilmiştir. Artık şirketin hak ehliyeti, kural olarak işletme konusu ile sınırlı değildir. Başka bir ifadeyle, bir işlemin şirketin esas sözleşmesindeki faaliyet konusu dışında kalması, tek başına o işlemin geçersiz olduğu anlamına gelmez.
Şirket Konusu Dışında Yapılan İşlemler Şirketi Bağlar Mı?
Evet, temsile yetkili kişilerin üçüncü kişilerle işletme konusu dışında yaptığı işlemler kural olarak şirketi bağlar.
TTK’nın 371/2. maddesi uyarınca, temsile yetkili kişilerin üçüncü kişilerle işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirket açısından bağlayıcıdır. Bunun istisnası, üçüncü kişinin işlemin işletme konusu dışında olduğunu bildiğinin veya durumun gereğinden bilebilecek durumda bulunduğunun şirket tarafından ispat edilmesidir.
Bu noktada iki husus önemlidir:
- Esas sözleşmenin ilan edilmiş olması, üçüncü kişinin konu dışılığı bildiğini ispatlamak için tek başına yeterli değildir.
- İspat yükü, işlemin şirketi bağlamadığını ileri süren şirkete aittir.
Dolayısıyla, konu dışı işlem yapılması halinde dış ilişkide temel kural, işlem güvenliğinin korunmasıdır. Kanun koyucu, üçüncü kişilerin şirketle yaptıkları işlemlerin kolaylıkla geçersiz sayılmasını engellemek istemiştir.
İşlem Şirketi Bağlıyorsa Yönetim Kurulu Üyesi Neden Sorumlu Olabilir?
Çünkü işlemin dış ilişkide şirketi bağlaması ile yönetim kurulu üyesinin iç ilişkide şirkete karşı sorumluluğu farklı konulardır. TTK’nın 371/1. maddesi uyarınca temsile yetkili olanlar, şirketin amacına ve işletme konusuna giren işleri ve hukuki işlemleri şirket adına yapabilirler. Aynı hükümde, kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin rücu hakkının saklı olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle şirket konusu dışında yapılan bir işlem üçüncü kişiye karşı şirketi bağlasa dahi, şirket bu işlem nedeniyle zarara uğramışsa işlemi yapan yönetim kurulu üyesine veya temsilciye başvurabilir.
Bu sorumluluk özellikle şu hallerde gündeme gelebilir:
- İşlemin açıkça esas sözleşmedeki işletme konusu dışında kalması,
- İşlem nedeniyle şirketin zarara uğraması,
- Yönetim kurulu üyesinin veya temsilcinin gerekli özeni göstermemesi,
- İşlemin şirket menfaatine uygun olduğunun ortaya konulamaması,
- Konu dışı faaliyetlerin süreklilik kazanması.
Yönetim Kurulu Üyelerinin Özen ve Bağlılık Yükümlülüğü Nedir?
Yönetim kurulu üyeleri, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirket menfaatlerini dürüstlük kurallarına uygun şekilde gözetmekle yükümlüdür.
TTK’nın 369. maddesinde düzenlenen bu yükümlülük, yönetim kurulu üyelerinin yalnızca şeklen yetkili olmalarını yeterli görmez. Yönetim kurulu üyelerinin, işlem yaparken şirketin faaliyet alanını, esas sözleşme hükümlerini, şirket menfaatini ve doğabilecek riskleri dikkate alması gerekir. Şirketin esas sözleşmesinde yer almayan veya şirketin faaliyet konusu ile makul bağlantısı bulunmayan işlemlerin yapılması, somut olayın özelliklerine göre özen ve bağlılık yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilebilir.
TTK’nın 553. Maddesi Kapsamında Sorumluluk Nasıl Doğar?
TTK’nın 553. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri, kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri halinde şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olabilirler.
Şirket konusu dışında işlem yapılması halinde sorumluluk değerlendirmesi genellikle şu sorular üzerinden yapılır:
- İşlem şirketin esas sözleşmesindeki faaliyet konusu ile uyumlu mudur?
- İşlem şirketin menfaatine hizmet etmekte midir?
- Yönetim kurulu üyesi karar öncesinde gerekli incelemeyi yapmış mıdır?
- İşlem şirket açısından zarar doğurmuş mudur?
- Zarar ile konu dışı işlem arasında illiyet bağı var mıdır?
Bu soruların cevabına göre yönetim kurulu üyesinin veya temsilcinin şirkete karşı tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir. Nitekim TTK’nın 371/1 hükmüne göre “Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin rücû hakkı saklıdır.” Bu düzenlemeyle birlikte işletme konusu, şirket temsilcilerinin iç temsildeki yetkisinin sınırlarını ortaya koymakta; şirket konu dışı işlemle kural olarak bağlı olmakla birlikte, temsilcilerin sorumluluğunu gündeme getirmektedir. Nitekim Yargıtay 6. HD kararında; “…Ultra vires kuralı kalktığı için artık şirketin hak ehliyetinin sınırını işletme konusu çizmemektedir. Şirketin hak ehliyetinin değil, imza yetkilisine rücû edeceği veya edemeyeceği sınırı, şirketin amacı ve işletme konusu belirler. … şirketin amacı ve işletme konusu dışında yapılan işlemler de şirketi bağlar; ancak sınırı aşan temsil yetkisini haiz kişiye karşı şirket rücu talebinde bulunabilir.“ şeklinde hüküm kurulmuştur.
Bu kapsamda sorumluluğun doğması için yalnızca şirket konusu dışında bir işlem yapılmış olması yeterli değildir. Kural olarak yükümlülüğe aykırılık, kusur, zarar ve bu zarar ile yükümlülüğe aykırı davranış arasında uygun illiyet bağının birlikte bulunması gerekir. Bu nedenle her konu dışı işlem kendiliğinden yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunu doğurmaz; somut olayın özellikleri çerçevesinde ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.
SONUÇ
TTK ile ultra vires ilkesi terk edilmiş olsa da şirketin işletme konusu tamamen önemsiz hale gelmemiştir. Şirket konusu dışında yapılan işlemler kural olarak üçüncü kişilere karşı şirketi bağlar. Ancak bu işlemler, yönetim kurulu üyeleri ve temsile yetkili kişiler bakımından iç ilişkide sorumluluk doğurabilir.
Bu nedenle şirketlerin fiilen yürüttükleri faaliyetlerin esas sözleşme ile uyumlu olup olmadığını düzenli olarak kontrol etmeleri önemlidir. Şirketin faaliyet alanı genişliyorsa, esas sözleşmenin de bu yeni faaliyetleri açık ve anlaşılır şekilde kapsayacak biçimde güncellenmesi hem işlem güvenliği hem de yönetici sorumluluğu riskinin azaltılması bakımından faydalı olacaktır.
SIKÇA SORULAN SORULAR
Şirket konusu dışında yapılan işlem geçersiz midir?
Hayır. TTK uyarınca temsile yetkili kişilerin işletme konusu dışında yaptığı işlemler kural olarak şirketi bağlar. Ancak üçüncü kişinin konu dışılığı bildiği veya bilebilecek durumda olduğu ispatlanırsa farklı değerlendirme yapılabilir.
Ultra vires ilkesi hâlâ uygulanıyor mu?
Klasik anlamda hayır. TTK ile şirketlerin hak ehliyetinin işletme konusu ile sınırlı olduğu anlayışı terk edilmiştir. Ancak işletme konusu, yönetici ve temsilcilerin sorumluluğu bakımından önemini korur.
Yönetim kurulu üyesi konu dışı işlem nedeniyle sorumlu olur mu?
Evet, şirket işlem nedeniyle zarara uğrarsa ve yönetim kurulu üyesi kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusuruyla ihlal etmişse sorumluluk gündeme gelebilir.
Esas sözleşmenin değiştirilmesi gerekir mi?
Şirketin fiilen yürüttüğü faaliyetler mevcut işletme konusu dışında kalıyorsa, esas sözleşmenin bu faaliyetleri kapsayacak şekilde tadil edilmesi önerilir. Bu hem yönetici sorumluluğu hem de kurumsal uyum risklerini azaltır.










