Eylül 30, 2026

Deniz Taşımacılığında Biyoyakıt Kullanımından Doğan Sözleşmesel Riskler: Bimco Biofuel Clause 2026 Çerçevesinde Bir Değerlendirme

GİRİŞ

Uluslararası deniz taşımacılığında sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik düzenlemelerin gelişmesi, konvansiyonel deniz yakıtlarına alternatif yakıtların kullanımını giderek daha önemli hale getirmektedir. Biyoyakıtlar da bu dönüşüm içerisinde, mevcut deniz yakıtlarının yerine veya bunlarla belirli oranlarda karıştırılarak kullanılabilen seçeneklerden biri olarak gündeme gelmektedir. Bununla birlikte diğer yandan biyoyakıt kullanımı bunker tedariki ve zaman çarteri ilişkilerinde yakıtın kalitesi, gemiyle uyumluluğu, performans etkileri ve düzenleyici belgeler bakımından yeni sözleşmesel riskler doğurmaktadır.

İşbu makalede biyoyakıtın deniz taşımacılığındaki kullanım biçimleri açıklanarak doğabilecek başlıca riskler ve bu risklerin taraflar arasında nasıl dağıtılabileceği değerlendirilecektir.

BİYOYAKIT NEDİR VE DENİZ TAŞIMACILIĞINDA NASIL KULLANILIR?

Baltık ve Uluslararası Denizcilik Konseyi/The Baltic and International Maritime Council (“BIMCO”) tarafından yayımlanan Biofuel Clause for Time Charter Parties 2026 kapsamında biyoyakıt; tamamen veya kısmen biyokütleden elde edilen yakıtları ve biyobazlı yakıtların geleneksel deniz yakıtlarıyla karıştırılması suretiyle oluşturulan yakıtları kapsayacak şekilde ele alınmaktadır. Bu çerçevede FAME (Fatty Acid Methyl Ester) ve HVO (Hydrotreated Vegetable Oil) gibi biyobazlı yakıt türleri, tek başına veya konvansiyonel deniz yakıtlarıyla belirli oranlarda karıştırılarak kullanılabilmektedir.

Bununla birlikte “biyoyakıt” tek tip ve standart özelliklere sahip bir yakıtı ifade etmemektedir. Kullanılan biyoyakıtın türü, konvansiyonel yakıtla hangi oranda karıştırıldığı ve geminin makine ve yakıt sistemleriyle uyumluluğu, yakıtın gemide güvenli ve verimli şekilde kullanılıp kullanılamayacağını etkileyebilmektedir. Bu nedenle sözleşmede yalnızca biyoyakıt kullanılacağının belirtilmesi yeterli olmayıp kullanılacak yakıtın teknik özelliklerinin ve izin verilen karışım oranının da açıkça belirlenmesi önem taşımaktadır.

Deniz yakıtlarına ilişkin güncel teknik standartlardan ISO 8217:2024 de deniz dizel makineleri ve kazanlarda kullanılacak yakıtlara ilişkin gereklilik ve spesifikasyonları düzenlemekte ve belirli yenilenebilir kaynaklı yakıtlar ile FAME içeren yakıt türlerini kapsamına almaktadır. Dolayısıyla biyoyakıt kullanımından doğabilecek sözleşmesel uyuşmazlıklarda belirleyici olan yalnızca yakıtın biyolojik kaynaklı olması değil teslim edilen yakıtın taraflarca kararlaştırılan kalite ve teknik özelliklere ve geminin kullanım koşullarına uygun olup olmadığıdır.

BİYOYAKIT KULLANIMI BUNKER VE ZAMAN ÇARTERİ İLİŞKİLERİNDE HANGİ SÖZLEŞMESEL RİSKLERİ DOĞURUR?

Biyoyakıt kullanımında başlıca sözleşmesel risklerden biri, teslim edilen yakıtın taraflarca kararlaştırılan kalite ve teknik özelliklere uygun olmamasıdır. Biyoyakıtların türü, içeriği ve konvansiyonel yakıtlarla karışım oranı değişebildiğinden, her biyoyakıtın her gemide aynı şekilde kullanılabilmesi mümkün değildir. Uygun olmayan bir yakıt; geminin makine ve yakıt sistemlerinde performans kaybına, operasyonel aksamalara, ilave bakım veya tank temizliği ihtiyacına ve bazı hallerde yakıtın gemiden boşaltılmasına kadar varabilecek sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle hangi yakıtın kullanılabileceği, yakıtın hangi teknik özellikleri taşıması gerektiği ve geminin söz konusu yakıtı kullanmaya uygun olup olmadığı sözleşmesel açıdan önem taşımaktadır. Biyoyakıtın üçüncü bir bunker tedarikçisinden temin edildiği hallerde ise yakıtın kalite ve uygunluğundan doğan riskler yalnızca donatan ile çarterer arasındaki zaman çarteri ilişkisiyle sınırlı değildir. Aynı yakıt teslimi, çarterer ile bunker tedarikçisi arasındaki tedarik sözleşmesi bakımından da ayrı bir sözleşmesel sorumluluk doğurabilir. Bu nedenle biyoyakıtın teknik özellikleri, karışım oranı, numune ve test usulleri ile uygunsuz yakıttan doğacak sonuçların her iki sözleşme ilişkisi bakımından birbiriyle uyumlu şekilde düzenlenmesi önem taşımaktadır.

Bu risklerin sözleşmesel olarak yönetilmesi amacıyla BIMCO Biofuel Clause for Time Charter Parties 2026, kullanılacak biyoyakıtın türü, teknik spesifikasyonu ve izin verilen azami karışım oranının taraflarca açıkça belirlenmesini öngörmektedir. Kararlaştırılan özelliklerin dışında bir biyoyakıtın tedarik edilmesi ise donatanın önceden yazılı onayına bağlanmıştır. Bu onayın verilmesinden önce donatan, yakıtın ilgili düzenlemelere, klas kuruluşu şartlarına ve makine üreticisinin gerekliliklerine uygunluğunun taraflarca birlikte atanacak bağımsız bir laboratuvar tarafından test edilmesini talep edebilmektedir.

Yakıtın sözleşmeye uygun olup olmadığının sonradan ispatlanabilmesi bakımından numune alma ve kalite analizi mekanizmaları da önem taşımaktadır. BIMCO düzenlemesi, çarterpartide konvansiyonel yakıtlar için öngörülen numune alma ve analiz usullerinin biyoyakıtlar bakımından da uygulanmasını esas almaktadır. Bunun yanında, farklı özelliklerde veya farklı teslim partilerine ait biyoyakıtların kural olarak ayrı tanklarda muhafaza edilmesi ve yakıtların birbiriyle karıştırılmasının tarafların yazılı mutabakatına tabi tutulması öngörülmektedir. Böylece sonradan ortaya çıkabilecek kalite, uyumluluk ve ispat sorunlarının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

Biyoyakıt kullanımı, zaman çarterlerinde geminin hız ve yakıt tüketimine ilişkin taahhütleri de etkileyebilir. Zira biyoyakıtların enerji içeriği konvansiyonel deniz yakıtlarından farklılık gösterebilir. BIMCO 2026 klozu bu nedenle hız ve tüketim garantilerinin kullanılan biyoyakıtın enerji değerine göre uyarlanmasına imkan tanımaktadır. Kloz ayrıca biyoyakıtın belirli bir süre içinde tüketilmesini, bu sürenin aşılması halinde ise yeniden kalite testi yapılabilmesini düzenlemektedir. Taraflarca farklı bir süre kararlaştırılmadığı takdirde klozda doksan günlük bir tüketim süresi esas alınmaktadır.

BİYOYAKITIN TEDARİKİ VE KULLANIMINDA TARAFLARIN SORUMLULUKLARI NELERDİR?

Biyoyakıt kullanımında sorumluluğun belirlenmesi bakımından temel ayrım, yakıtın sözleşmeye uygun şekilde temin edilmesi ile geminin söz konusu yakıtı güvenli ve uygun şekilde kullanabilecek durumda olması arasında ortaya çıkmaktadır. Zira teslim edilen yakıtın kararlaştırılan kalite veya karışım oranına uygun olmaması yakıtın tedarikinden kaynaklanan bir sorun oluştururken, sözleşmeye uygun bir biyoyakıtın geminin makine veya yakıt sistemleriyle uyumlu olmaması geminin teknik yeterliliğine ilişkin farklı bir sorumluluk alanını gündeme getirebilir. Bu nedenle biyoyakıt kullanımından doğan zararların değerlendirilmesinde öncelikle sorunun yakıttan mı, geminin teknik durumundan mı yoksa tarafların operasyonel uygulamalarından mı kaynaklandığının belirlenmesi önem taşımaktadır.

BIMCO Biofuel Clause for Time Charter Parties 2026 da bu ayrımdan hareketle tarafların yükümlülüklerini düzenlemektedir. Buna göre çarterer tarafından sağlanan biyoyakıtın kararlaştırılan teknik özelliklere ve karışım oranına uygun, stabil ve homojen olması ve geminin ana veya yardımcı makinelerinde kullanılmaya elverişli bulunması gerekmektedir. Bu şartlara uygun olmayan yakıt nedeniyle zarar, zaman kaybı veya yakıtın gemiden boşaltılması gibi sonuçların ortaya çıkması halinde çartererin sorumluluğu gündeme gelebilmektedir. Buna karşılık donatan, geminin kararlaştırılan biyoyakıtı kullanmaya uygun şekilde donatılmış ve teçhiz edilmiş olmasından ve mürettebatın biyoyakıt operasyonlarını güvenli şekilde yürütebilecek gerekli yeterlilik ve eğitime sahip bulunmasından sorumludur. Böylece BIMCO düzenlemesinde, yakıtın sözleşmeye uygun şekilde temin edilmesine ilişkin risk ile geminin bu yakıtı güvenli şekilde kullanmaya teknik olarak hazır olmasına ilişkin risk birbirinden ayrılmaktadır.

Uygun olmayan biyoyakıtın sonuçları bakımından ise zararın kaynağı ve tarafların yükümlülükleri arasındaki illiyet bağı belirleyici olmaktadır. BIMCO klozu uyarınca çartererin yakıtın kalite ve uygunluğuna ilişkin yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle donatanın veya geminin zarara uğraması halinde, söz konusu ihlalden kaynaklanan zarar ve zaman kaybı ile uygun olmayan yakıtın gemiden boşaltılması (debunkering) için yapılan masraflar çartererin sorumluluğunda olabilmektedir. Bu kapsamda uygun olmayan yakıtın makine veya yakıt sistemlerinde hasara yol açması halinde de, hasarın yakıtın sözleşmeye aykırılığından kaynaklandığının ortaya konulması şartıyla çartererin sorumluluğu gündeme gelebilecektir.

Test ve tank temizliği giderleri bakımından ise masrafın hangi nedenle ortaya çıktığının ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Örneğin, taraflarca önceden kararlaştırılan özelliklerin dışında bir biyoyakıtın tedariki için donatanın onayından önce yapılacak kalite testinin giderleri BIMCO klozu uyarınca çarterere aitken; biyoyakıtın tedarik edilebilmesi için çartererin sağladığı yakıt nedeniyle makul ölçüde gerekli hale gelen tank temizliğine ilişkin masraf ve zaman kaybı da çarterere yüklenmektedir. Buna karşılık tank temizliği ihtiyacının gemide önceden bulunan yakıt veya geminin mevcut tank durumundan kaynaklanması halinde bu giderlerin donatan tarafında kalması mümkün olabilecektir.

Biyoyakıtın sözleşmede kararlaştırılan süre içerisinde tüketilememesi halinde de sorumluluk otomatik olarak çarterere yüklenmemektedir. BIMCO klozuna göre bu sürenin aşılması halinde yapılacak yeniden kalite testi ve yakıtın uygunsuz olduğunun tespit edilmesi durumunda doğabilecek debunkering masrafları esasen çartererin hesabına olmakla birlikte, biyoyakıtın süresinde tüketilememesinin donatanın kusurundan kaynaklandığı haller bu kuralın dışında tutulmuştur. Klozda donatanın kusuru ayrıca tanımlanmadığından, somut uyuşmazlıkta yakıtın süresinde tüketilememesine hangi tarafın fiil veya ihmalinin neden olduğunun ayrıca belirlenmesi gerekecektir.

Uygun olmayan biyoyakıt nedeniyle ortaya çıkan zaman kaybının geminin off-hire sayılmasına yol açıp açmayacağı ise ayrıca değerlendirilmelidir. BIMCO klozu, çartererin yakıtın kalite ve uygunluğuna ilişkin yükümlülüğünü ihlal etmesinden kaynaklanan zaman kaybını taraflar arasında tahsis etmekte ve bu sonuçlardan donatanın sorumlu olmayacağını düzenlemekteyse de geminin off-hire olup olmadığına ilişkin bağımsız bir hüküm içermemektedir. Bu nedenle uygun olmayan yakıtın örneğin makine hasarına veya geminin hizmet verememesine yol açtığı bir durumda, kaybedilen sürenin hukuki niteliği çarterpartide yer alan off-hire hükmünün lafzı, zaman kaybına yol açan olay ve klozdaki risk dağılımı birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Diğer yandan Türk hukukunda da zaman çarterine ilişkin genel görev dağılımı benzer bir ayrımın kurulmasına imkan vermektedir. 6102 Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 1133. maddesi uyarınca tahsis eden, geminin teknik yönetimini üstlenmekte ve gemiyi sözleşme süresince denize ve yola elverişli ve sözleşmede belirtilen amaca uygun halde bulundurmakla yükümlüdür. Buna karşılık TTK devam maddeleri uyarınca geminin ticari yönetimi tahsis olunana ait olup geminin ticari işletilmesinden doğan giderler ile makinelerin düzenli işlemesi için gerekli yakıtın sağlanmasına ilişkin giderler de tahsis olunan tarafından karşılanmaktadır. TTK madde 1137 ise tahsis olunanın geminin ticari yönetimi dolayısıyla tahsis edenin uğradığı zararlardan sorumluluğunu düzenlemektedir. Bununla birlikte, anılan hükümler biyoyakıtın kalitesi, karışım oranı, gemiyle teknik uyumluluğu veya sözleşmeye aykırı yakıtın gemiden boşaltılması gibi biyoyakıta özgü riskleri ayrıca düzenlememektedir. Bu nedenle tarafların, yakıtın hangi teknik özellikleri taşıyacağını, geminin bu yakıtı kullanmaya uygunluğunu, numune ve test mekanizmalarını ve uygun olmayan yakıttan doğacak masraf ve zararların hangi tarafa ait olacağını çarterpartide açıkça belirlemeleri önem taşımaktadır.

Biyoyakıta ilişkin sözleşmesel riskler yalnızca yakıtın fiziksel veya teknik özellikleriyle de sınırlı değildir. Biyoyakıt kullanımından beklenen emisyon avantajının elde edilebilmesi bakımından yakıtın kaynağına, üretim sürecine ve sera gazı yoğunluğuna ilişkin bilgilerin doğruluğu da önem taşımaktadır. Uluslararası Denizcilik Örgütü/International Maritime Organization (“IMO”) tarafından yayımlanan 2024 Guidelines on Life Cycle GHG Intensity of Marine Fuels rehberi, bir deniz yakıtının sera gazı yoğunluğunu yalnızca gemide kullanımı sırasında ortaya çıkan emisyonlar üzerinden değil, yakıtın üretiminden gemiye ulaştırılmasına ve gemide kullanılmasına kadar geçen süreçte ortaya çıkan emisyonları da dikkate alarak değerlendirmektedir.

Bu nedenle sürdürülebilirlik sertifikaları ve emisyon verileri yalnızca düzenleyici uyum bakımından değil, tarafların sözleşme kapsamında biyoyakıt kullanımından beklediği emisyon avantajının gerçekleşmesi bakımından da önemlidir. Belgelerin eksik veya gerçeğe aykırı olması, yakıtın fiziksel olarak kullanılabilir olmasına rağmen öngörülen düzenleyici avantajın elde edilememesine ve buna bağlı sözleşmesel uyuşmazlıklara yol açabileceğinden, belge sağlama ve doğrulama yükümlülükleri ile yanlış veya eksik beyandan doğacak sorumluluğun da sözleşmede açıkça düzenlenmesi gerekmektedir.

BUNKER TEDARİK SÖZLEŞMELERİNDE SORUMLULUK VE TEDARİKÇİYE YÖNELTİLEBİLECEK TALEPLER NASIL DEĞERLENDİRİLİR?

Zaman çarteri kapsamında biyoyakıtı temin etmekle yükümlü olan çartererin yakıtı üçüncü bir bunker tedarikçisinden satın alması halinde, aynı yakıt bakımından birbirinden ayrı iki sözleşme ilişkisi ortaya çıkmaktadır. Bir tarafta donatan ile çarterer arasındaki çarterparti, diğer tarafta ise çarterer ile bunker tedarikçisi arasındaki tedarik sözleşmesi bulunmaktadır. Bu nedenle uygun olmayan biyoyakıttan kaynaklanan bir zarar halinde çartererin donatana karşı sorumluluğu ile bunker tedarikçisinin çarterere karşı sorumluluğunun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Örneğin, çarterparti uyarınca belirli kalite ve teknik özelliklere sahip biyoyakıt sağlamakla yükümlü olan çarterer, uygun olmayan yakıt nedeniyle donatana karşı makine hasarı, zaman kaybı, test, tank temizliği veya yakıtın gemiden boşaltılmasına ilişkin masraflardan sorumlu tutulabilir. Ancak çartererin bu zararları bunker tedarikçisinden talep edip edemeyeceği, tedarikçinin çarterpartinin tarafı olmaması nedeniyle doğrudan çarterparti hükümlerine göre değil bunker tedarik sözleşmesinde üstlendiği yükümlülüklere göre belirlenecektir. Bu kapsamda özellikle tedarik edilen yakıtın kararlaştırılan spesifikasyona uygunluğuna ilişkin taahhütler, numune alma ve test usulleri, aykırılığın bildirilmesine ilişkin süreler, sorumluluk sınırlamaları ve uygulanacak hukuk önem taşımaktadır.

Dolayısıyla çartererin bunker tedarikçisine başvuru imkanı, donatana karşı sorumlu olduğu her kalemin otomatik olarak tedarikçiden tahsil edilebileceği anlamına gelmemektedir. Somut olayın özelliklerine göre bu başvuru, teknik anlamda bir rücu talebinden ziyade çartererin bunker tedarik sözleşmesinden doğan doğrudan tazminat veya diğer sözleşmesel taleplerine dayanabilecektir. Özellikle yakıtın uygunsuzluğunun süresinde ihbar edilmemesi, sözleşmede öngörülen numune veya test prosedürlerine uyulmaması ya da tedarikçinin sorumluluğunun belirli zarar kalemleri bakımından sınırlandırılmış olması, çartererin donatana ödediği veya katlandığı tutarların tamamını bunker tedarikçisine yansıtmasını engelleyebilir. Bu nedenle uygulamada zaman çarteri ile bunker tedarik sözleşmesinin mümkün olduğunca birbiriyle uyumlu şekilde düzenlenmesi önem taşımaktadır. Çartererin donatana karşı üstlendiği yakıt kalitesi, teknik özellikler, karışım oranı, numune ve test prosedürleri ile uygunsuz yakıttan doğan zarar ve masraflara ilişkin yükümlülüklerin, bunker tedarikçisiyle kurulan sözleşme ilişkisinde de karşılık bulması gerekir. Aksi halde çarterer, donatana karşı daha geniş bir sorumluluk üstlenmesine rağmen bunker tedarikçisine karşı daha sınırlı haklara sahip olduğu bir risk alanıyla karşılaşabilir.

Ayrıca uyuşmazlık halinde yakıt numunelerinin usulüne uygun şekilde alınması ve muhafaza edilmesi, laboratuvar sonuçlarının saklanması, uygunsuzluğun tedarikçiye sözleşmedeki süreler içerisinde bildirilmesi ve ortaya çıkan zarar kalemlerinin belgelendirilmesi önem taşımaktadır. Bu hususlar yalnızca yakıtın sözleşmeye uygun olmadığının ispatı bakımından değil, çartererin bunker tedarikçisine karşı ileri sürebileceği taleplerin korunması bakımından da belirleyici olabilecektir.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRMELERİMİZ

Biyoyakıt kullanımından doğabilecek uyuşmazlıklar, yalnızca teslim edilen yakıtın teknik özelliklerine ilişkin bir kalite uyuşmazlığı olarak değerlendirilmemelidir. Yakıtın sözleşmeye uygunluğu, geminin biyoyakıtı kullanmaya teknik olarak hazır olup olmadığı, zaman kaybı ve makine hasarının hangi nedenden kaynaklandığı, biyoyakıtın süresinde tüketilememesinde tarafların kusuru ve emisyon bilgilerinin doğruluğu, sorumluluğun belirlenmesinde birlikte dikkate alınmalıdır. Aynı şekilde biyoyakıtın üçüncü bir bunker tedarikçisinden temin edildiği hallerde, donatan-çarterer ilişkisi ile çarterer-tedarikçi ilişkisinin farklı sözleşmelere dayanması, aynı olaydan doğan zararların her iki ilişkide farklı şekilde sonuç doğurmasına yol açabilecektir.

Bu nedenle biyoyakıt kullanılacak zaman çarterlerinde yakıtın teknik özellikleri ve karışım oranının yanı sıra off-hire ve zaman kaybı, test ve numune prosedürleri, tank temizliği, debunkering ve makine hasarından doğan masrafların hangi tarafa ait olacağının açıkça düzenlenmesi önem taşımaktadır. Biyoyakıtın üçüncü bir bunker tedarikçisinden sağlandığı hallerde ise tedarik sözleşmesinin çarterpartide üstlenilen yükümlülüklerle mümkün olduğunca uyumlu kurulması özellikle kalite taahhütleri, ihbar süreleri, numune ve test mekanizmaları ile tedarikçiye başvuru imkanlarının baştan düzenlenmesi, ortaya çıkabilecek sözleşmesel risklerin yönetilmesi bakımından önem arz etmektedir.

Sık Sorulan Sorular

Biyoyakıtın gemide kullanılamaması halinde tarafların sorumluluğu nasıl belirlenir?

Sorumluluk, biyoyakıtın neden kullanılamadığına göre belirlenmelidir. Yakıtın kararlaştırılan kalite, teknik özellik veya karışım oranına uygun olmaması halinde yakıtı temin eden tarafın sorumluluğu gündeme gelebilir. Buna karşılık sözleşmeye uygun şekilde tedarik edilen biyoyakıtın geminin makine veya yakıt sistemleriyle uyumlu olmaması halinde, geminin teknik yeterliliğine ilişkin yükümlülükler dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır.

Biyoyakıtın karışım oranının sözleşmede açıkça belirlenmesi neden önem taşır?

Karışım oranı, yakıtın teknik özelliklerini, enerji değerini, gemi sistemleriyle uyumluluğunu ve performans üzerindeki etkisini değiştirebilir. Bu nedenle tarafların izin verilen azami karışım oranını sözleşmede açıkça belirlemesi, hem teknik uygunluğun sağlanması hem de sonradan doğabilecek kalite ve sorumluluk uyuşmazlıklarının önlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

Sözleşmeye aykırı veya uygun olmayan biyoyakıttan doğan zarar ve masraflardan hangi taraf sorumlu olur?

Bu husus, sözleşmesel risk dağılımına ve aykırılığın kaynağına göre belirlenir. Yakıtın kararlaştırılan kalite ve teknik özellikleri taşımaması nedeniyle makine hasarı, zaman kaybı, ilave test, tank temizliği veya yakıtın gemiden boşaltılması gibi sonuçlar ortaya çıkarsa, yakıtı temin eden tarafın sorumluluğu gündeme gelebilir. Bununla birlikte somut olayda çarterparti ve bunker sözleşmesindeki özel düzenlemeler ayrıca dikkate alınmalıdır.

Biyoyakıta ilişkin emisyon ve sürdürülebilirlik belgelerinin sözleşmesel önemi nedir?

Biyoyakıttan beklenen emisyon avantajının elde edilebilmesi, yalnızca yakıtın fiziksel olarak kullanılabilir olmasına değil, ilgili sürdürülebilirlik ve emisyon kriterlerinin sağlandığının doğru şekilde belgelendirilmesine de bağlı olabilir. Bu nedenle belge sağlama, doğrulama ve yanlış veya eksik beyandan doğacak sorumluluğun sözleşmede açıkça düzenlenmesi önem taşımaktadır.

Uygun olmayan biyoyakıt nedeniyle çarterer bunker tedarikçisine başvurabilir mi?

Çartererin bunker tedarikçisine yöneltebileceği talepler, bunker tedarik sözleşmesinde yer alan kalite taahhütleri, numune ve test hükümleri, ihbar süreleri, sorumluluk sınırlamaları ve uygulanacak hukuk çerçevesinde değerlendirilmelidir. Çartererin donatana karşı sorumlu olduğu zararların tamamı otomatik olarak bunker tedarikçisinden talep edilemeyebileceğinden, zaman çarteri ile bunker tedarik sözleşmesindeki yükümlülüklerin mümkün olduğunca birbiriyle uyumlu şekilde düzenlenmesi önem taşımaktadır.

Referanslar

  • BIMCO, Biofuel Clause for Time Charter Parties 2026.
  • BIMCO, “BIMCO Biofuel Clause for Time Charter Parties 2026: What owners and charterers need to know”, 13 Temmuz 2026.
  • ISO 8217:2024, Products from petroleum, synthetic and renewable sources – Fuels (class F) – Specifications of marine fuels.
  • IMO, 2024 Guidelines on Life Cycle GHG Intensity of Marine Fuels, Resolution MEPC.391(81), 22 Mart 2024.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu

Yazarlar

Duygu Doğan Şahiner

Duygu Doğan Şahiner

Ortak

Şevval Kalınca

Şevval Kalınca

Avukat

Zeynep Zengin

Zeynep Zengin

Yasal Stajyer