GİRİŞ
Limited şirketlerde ortaklık yapısının korunması ile ortaklar arasındaki menfaat dengesinin sağlanması, özellikle ortak sayısının sınırlı olduğu yapılarda daha da kritik hale gelmektedir. Bu çerçevede, bir ortağın şirketten çıkarılması alınacak bir genel kurul kararı ya da mahkeme kararı ile mümkün olabilmekte ise de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”)’nun 621/1. maddesinde “önemli kararlar” için öngörülen ağırlaştırılmış nisapların uygulanması ciddi tartışmalara yol açmaktadır. Zira, işbu nisaplar çıkarma mekanizmasının işletilmesini pratikte engellemekte ve ortaklık ilişkisinin sürdürülemez hâle geldiği durumlarda şirketin kilitlenmesine yol açabilmektedir.
Limited Şirketlerde Ortaklıktan Çıkarma Nasıl Düzenlenmiştir?
Ortaklıktan çıkarma, şirket esas sözleşmesinde belirtilen sebeplere veya haklı sebebe dayalı olarak iki şekilde gerçekleştirilebilir.
- TTK m. 640/1 uyarınca, şirket sözleşmesinde öngörülen sebepler varsa genel kurul kararı ile,
- TTK m. 640/3 uyarınca haklı sebep varsa şirketin talebiyle mahkeme kararı ile ortağın çıkartılması mümkündür.
Her iki durumda da ortaklıktan çıkarmaya karar verilebilmesi için şirket nezdinde bir genel kurul kararı alınması gerekmektedir. Zira, mahkeme kararı ile çıkarma için genel kurul kararı alınması Yargıtay uygulamaları kapsamında dava şartı olarak kabul edilmektedir.
Ortaklıktan Çıkarmaya İlişkin Genel Kurul Kararında Toplantı ve Karar Nisabı Nedir?
Ortaklıktan çıkarma sürecine ilişkin genel kurul kararı, TTK m. 621/1-h hükmü uyarınca “önemli kararlar” arasında sayılmıştır. Bu nedenle, ortaklıktan çıkarma kararı alınabilmesi için;
- Temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve,
- Oy hakkı bulunan esas sermayenin salt çoğunluğunun bir arada bulunması,
şartının sağlanması gerekmektedir.
Doktrindeki hâkim görüş uyarınca ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması için alınması gereken genel kurul kararında, çıkarılacak ortağın oy hakkından yoksun olmadığı ve kendisinin çıkarılmasına ilişkin kararda oy kullanabileceği kabul edilmektedir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, TTK’nın 616. maddesinde ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması ve ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebeplerden dolayı şirketten çıkarılması genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır. Bu nedenle, ortağın şirketten çıkarılabilmesi için mutlaka genel kurul kararı alınması gerekmektedir.
İki Ortaklı Limited Şirketler Açısından Ortaklıktan Çıkarma Hükümleri Uygulanabilir Mi?
TTK hükümlerinde, kolektif ya da komandit şirketlerde olduğu gibi iki ortaklı limited şirketlere özgü ayrı bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu çerçevede, ortaklıktan çıkarma kararları bakımından TTK m. 621/1-h hükmünde öngörülen “temsil edilen oyların en az üçte ikisi” ile “oy hakkı bulunan esas sermayenin salt çoğunluğu” şeklindeki çifte nisabın sağlanması gerekmektedir. Anılan nisap, yalnızca bir karar nisabı olmayıp aynı zamanda toplantı nisabı niteliği de taşımakta ve bu yönüyle her iki ortağın katılımını fiilen zorunlu kılmaktadır.
Bu yapının doğal sonucu olarak, çıkarılması hedeflenen ortağın oy hakkından yoksun bırakılmamış olması nedeniyle, söz konusu ortak kendi aleyhine alınacak bir kararı engelleyebilmekte; diğer bir ifadeyle, karar süreci üzerinde fiili bir veto etkisi doğmaktadır. Özellikle eşit paya sahip iki ortaklı şirketlerde, çıkarılması istenen ortağın olumsuz oy kullanacağı açıktır. Bu durumda, kanunda öngörülen nisapların sağlanması mümkün olmamakta ve ortaklıktan çıkarma mekanizması uygulamada işlevsiz hâle gelmektedir.
Nitekim Yargıtay da vermiş olduğu bir kararda şirketin iki ortaklı ve ortakların eşit paya sahip olması nedeniyle bu kararın alınmasının da fiilen mümkün olmadığını belirtmiştir.
Aynı doğrultuda; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E. 2019/3224, K. 2020/2963 sayılı kararında; şirket ortağının şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması konusundaki genel kurul kararlarının temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabileceği öngörülmüş olup iki ortaklı limited şirketlerde ortaklardan sadece birinin iştiraki ile toplanan genel kurulda kanunda aranan nitelikte çoğunluğun sağlanamayacak olması karşısında mezkur kararın yok hükmünde sayılması gerektiği belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi Kararı ve Gerekçesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi;
- Ortaklıktan çıkarma davasının genel kurulun devredilemez görevleri arasında düzenlendiği TTK 616/1-h maddesi ve,
- Ortaklıktan çıkarma kararını önemli genel kurul kararları arasında kabul ederek özel nisap düzenlenen TTK 621-h maddesinin,
iki ortaklı şirketler yönünden ortağı çıkarmayı imkânsız kıldığı ve kolektif şirketlerde düzenlenmesine rağmen limited şirketlerde iki ortaklı şirketler yönünden düzenleme yapılmamasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesi ile anılan maddelerin iptalini talep etmiştir.
Anayasa Mahkemesi, yaptığı incelemede, eşit paya sahip iki ortaklı limited şirketlerde haklı sebeplerin varlığı hâlinde dahi bir ortağın diğer ortağın şirketten çıkarılması yönünde genel kurul kararı alınmasının fiilen mümkün olmadığını; buna karşılık ortağın ancak şirketin feshini talep ederek dolaylı bir yola başvurabildiğini, ancak bu yolun da doğrudan çıkarma sonucunu garanti etmediğini tespit etmiştir. Bu çerçevede, genel kurul aracılığıyla mahkemeye başvuru imkânının fiilen kullanılamamasının etkili bir başvuru mekanizmasının bulunmadığını gösterdiği ve bu durumun Anayasa’ya aykırılık teşkil ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
İşbu gerekçeler neticesinde ortaklıktan çıkarma davasının genel kurulun devredilemez görevleri arasında olduğunu düzenleyen TTK 616/1-h ve ortaklıktan çıkarma kararını önemli genel kurul kararları arasında kabul ederek özel nisap öngörülen TTK 621-h maddelerinin iki ortaklıklı limited şirketler yönünden iptal edilmesine karar verilmiştir.
Karşı Oy Görüşü Neyi Savunmaktadır?
Karşı oy görüşü iki temel noktada yoğunlaşmaktadır. İlk olarak, basiretli tacir ilkesi ve sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, limited şirket ortaklığını tercih eden kişinin ortaklıktan çıkarma imkânlarının sınırlı olduğunu bilmesi gerektiği; kanun koyucunun, komandit ve kolektif şirketlerden farklı olarak ortakların şahsi malvarlıklarıyla değil, yalnızca taahhüt ettikleri sermaye ile sorumlu olduğu bu yapıda, çıkarma mekanizmasını bilinçli biçimde sınırladığı ifade edilmektedir. Bu kapsamda, çıkarılan ortağa ödenecek ayrılma akçesinin ortakların şahsi malvarlığından değil, doğrudan şirket malvarlığından karşılanacak olması nedeniyle şirket sermayesini azaltarak alacaklılar bakımından risk yaratabileceği, dolayısıyla bu mekanizmanın sınırlandırılmasının sermaye yapısının korunmasına hizmet ettiği vurgulanmaktadır.
İkinci olarak, iki ortaklı şirketlerde ortaya çıkabilecek kilitlenme hâllerine karşı hukuk düzeninin tamamen korumasız olmadığı; şirket sözleşmesine konulabilecek hükümler, hissedar sözleşmeleri ile haklı sebeple çıkma veya fesih davalarının alternatif çözüm yolları sunduğu belirtilmektedir. Ayrıca, çıkarılması talep edilen ortağın ilgili oylamada oy kullanıp kullanamayacağı meselesinin farklı yorumlanmasının kilitlenme sorununu önemli ölçüde hafifletebileceği belirtilmektedir. Karşılaştırmalı hukukta da yeknesak bir model bulunmadığına işaret edilerek, İsviçre, Alman ve Fransız hukuklarındaki farklı yaklaşımlar ile Avrupa Birliği hukukunda bu alanın harmonize edilmemiş olması belirtilerek ilgili maddelerin Anayasa’ya aykırılık oluşturmadığı ileri sürülmektedir.
Sonuç
Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, iki ortaklı limited şirketlerde ortaya çıkan oy nisabı kaynaklı kilitlenmeyi anayasal düzeyde ele alması ve çıkarma mekanizmasının fiilen işlevsiz kaldığını teyit etmesi bakımından önemli bir dönüm noktası niteliği taşımaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu kararı ile, ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulmasını genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasında düzenleyen TTK m. 616/1-h ile ortaklıktan çıkarma kararına ilişkin temsil edilen oyların en az üçte ikisi ve oy hakkı bulunan esas sermayenin salt çoğunluğu şeklinde özel karar nisabını düzenleyen TTK m. 621/1-h hükümleri, yalnızca iki ortaklı limited şirketler bakımından iptal edilmiştir. Böylece, eşit paylı iki ortaklı şirketlerde ortaya çıkan fiili veto ve kilitlenme sorununun aşılması amaçlanmıştır.
Bununla birlikte, kararın uygulamada nasıl şekilleneceği ve özellikle genel kurul kararı olmaksızın açılacak davalara ilişkin yargı yaklaşımının nasıl gelişeceği önem taşımaktadır. Bu nedenle, limited şirket kurulurken veya mevcut şirket sözleşmeleri revize edilirken, ortaklar arasındaki olası uyuşmazlıkları önleyici ve çıkış mekanizmalarını düzenleyici hükümlere (örneğin alım-satım hakları, ayrılma düzenlemeleri gibi) yer verilmesi önem arz etmektedir.
SIKÇA SORULAN SORULAR
İki ortaklı limited şirkette ortaklıktan çıkarma mümkün mü?
Evet. Ancak TTK m. 621/1-h’de öngörülen nisap, iki ortaklı ve eşit paylı yapılarda çıkarılacak ortağın fiili veto yetkisi nedeniyle gerekli genel kurul kararının alınmasını pratikte imkânsız kılmaktaydı. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla bu hüküm iki ortaklı limited şirketler bakımından yürürlükten kaldırılmış; böylece mekanizmanın önündeki yapısal engel ortadan kalkmıştır.
Genel kurul kararı olmadan dava açılabilir mi?
TTK m. 616/1-h uyarınca, ortağın çıkarılması için mahkemeye başvurulması genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayılmakta ve Yargıtay bu kararı dava şartı olarak kabul etmekteydi. Dolayısıyla genel kurul kararı alınmadan açılan davalar, dava şartı yokluğu gerekçesiyle reddedilmekteydi. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla bu zorunluluk iki ortaklı limited şirketler bakımından ortadan kaldırılmıştır. Ancak uygulamanın nasıl şekilleneceği bakımından yargı içtihatları belirleyici olacaktır.
TTK’da hangi hükümler iptal edilmiştir?
TTK m. 616/1-h (mahkemeye başvurunun genel kurulun devredilemez yetkisi olması)
TTK m. 621/1-h (ortaklıktan çıkarma için özel nisap şartı)
Bu karar tüm limited şirketleri kapsıyor mu?
Hayır. Karar yalnızca iki ortaklı limited şirketler açısından uygulanmaktadır. Üç veya daha fazla ortaklı şirketlerde mevcut nisap kuralları geçerliliğini korumaktadır.










