Nisan 21, 2026

Limited Şirketlerde Esas Sermaye Payının Devri 

Giriş

Limited şirketler, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) ile birlikte yapısal olarak anonim şirketlere yaklaştırılmış olmakla birlikte, özellikle ortaklık ilişkileri bakımından şahıs şirketlerine özgü özelliklerini korumaya devam etmektedir. Bu karma yapı, limited şirketlerde esas sermaye payının devri rejiminde açık biçimde kendisini göstermektedir. Anonim şirket paylarının aksine, limited şirket paylarının devri kanun koyucu tarafından daha sıkı şekil ve usul şartlarına bağlanmış; pay devri yalnızca taraflar arasında yapılan bir sözleşme ile sonuç doğuran bir işlem olmaktan çıkarılarak, şirket içi onay ve tescil süreçleriyle tamamlanan çok aşamalı bir işlem hâline getirilmiştir.

Bu çerçevede limited şirkette esas sermaye payının devri, noter onaylı yazılı sözleşme yapılmasını, genel kurulun devre onay vermesini, pay defterine kayıt işleminin gerçekleştirilmesini ve ticaret siciline tescili gerektirmektedir. Söz konusu şartlar, pay devrinin hem geçerliliği hem de şirket ve üçüncü kişiler bakımından hüküm doğurması açısından belirleyici niteliktedir. Uygulamada ise bu aşamalardan birinin eksik veya hatalı şekilde yerine getirilmesi, pay devrinin hukuki sonuç doğurmamasına ve ciddi uyuşmazlıklara yol açabilmektedir.

Esas Sermaye Payının Hukuki Niteliği

TTK m. 573/1 uyarınca limited şirket, esas sermayesi belirli olan ve bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşan bir sermaye şirketidir. Esas sermaye payı, ortaklık sıfatını temsil eden, ekonomik değeri olan ve kural olarak devredilebilir bir malvarlığı hakkıdır. Bununla birlikte, limited şirkette pay devrinin yalnızca malvarlığına ilişkin bir tasarruf işlemi olmadığı; aynı zamanda ortaklık yapısını ve şirketin kişisel niteliğini doğrudan etkilediği kabul edilmektedir.

Bu nedenle limited şirket payının devri, anonim şirket paylarının serbest devrine ilişkin rejimden bilinçli olarak ayrılmakta; ortakların kimliğinin ve şirket içi güven ilişkisinin korunması amacıyla genel kurul onayına bağlanmaktadır. Yargıtay da istikrarlı kararlarında, limited şirket pay devrinin şirketin iç yapısını etkileyen nitelikte olduğuna vurgu yapmaktadır.

Pay Devri Sözleşmesi ve Şekil Şartı

TTK m. 595/1 uyarınca limited şirkette esas sermaye payının devri yazılı şekilde yapılmalı ve tarafların imzaları noter tarafından onaylanmalıdır. Bu düzenleme emredici nitelikte olup, noter onayı bir geçerlilik şartıdır. Adi yazılı şekilde yapılan veya noter onayı bulunmayan pay devri sözleşmeleri geçersizdir.

Yargıtay kararlarında, noter onayı bulunmayan pay devri sözleşmelerine hukuki sonuç tanınmadığı açıkça ifade edilmektedir. Bu nedenle uygulamada sıklıkla karşılaşılan “adi yazılı sözleşme + pay senetlerinin ciro edilmesi” uygulamaları, limited şirket pay devri bakımından hukuki güvence sağlamamaktadır.

Genel Kurulun Onayı

TTK m. 595/2 uyarınca, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse limited şirkette esas sermaye payının devri, ortaklar genel kurulunun onayına tabidir. Kanun koyucu bu düzenleme ile pay devrini, yalnızca devreden ve devralan arasındaki bir işlem olmaktan çıkararak, şirketin ortaklık yapısını korumaya yönelik kurumsal bir denetim mekanizmasına bağlamıştır. Genel kurul onayı, pay devrinin şirkete karşı hüküm doğurabilmesi için tamamlayıcı ve zorunlu bir unsurdur.

Genel kurul onayı, kural olarak usulüne uygun şekilde alınmış bir genel kurul kararı şeklinde ortaya çıkmalıdır. Şirket sözleşmesi ile genel kurul onayının kaldırılması mümkündür; ancak böyle bir düzenleme bulunmadıkça, pay devrinin yalnızca noter onaylı sözleşme ile gerçekleştiği kabul edilemez. Genel kurul onayının kaldırıldığı hâllerde ise, devralan ortaklık sıfatını, pay devri sözleşmesindeki imzaların noter tarafından onaylandığı tarihte kazanır. Buna karşılık, genel kurul onayının aranması hâlinde, onay verilinceye kadar pay devri askı hâlinde kalır; ortaklık hak ve yükümlülükleri devredene ait olmaya devam eder.

Genel kurulun pay devrine onay vermesi yetkisi, devredilemez yetkiler arasında yer almaktadır. Nitekim TTK m. 595/2 ve m. 616/1-g hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, pay devrine onay verme yetkisinin müdürlere veya üçüncü kişilere devredilmesi mümkün değildir. Bu nedenle pay devrine ilişkin değerlendirme ve karar alma süreci doğrudan genel kurul tarafından yürütülmelidir.

Pay devrinin şirkete bildirilmesini takiben, genel kurulun onay verebilmesi için toplantıya çağrılması gerekir. Bu çağrı, TTK m. 617 atfıyla TTK m. 410 ve devamı hükümleri uyarınca yapılmalıdır. Kanunda, müdürlerin pay devrinin bildirilmesinden sonra genel kurulu hangi süre içinde toplantıya çağıracaklarına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle çağrının dürüstlük kuralına uygun, makul bir süre içerisinde yapılması gerekir. Müdürlerin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi hâlinde, payı devreden ortak, şirket sermayesinin en az onda birine sahip olması şartıyla, anonim şirketlere ilişkin TTK m. 411 ve devamı hükümleri uyarınca genel kurulun toplantıya çağrılmasını talep edebilir (TTK m. 617/2).

Genel kurul onayı, mutlaka fiilen toplantı yapılmasını gerektirmez. TTK m. 617/4 uyarınca, herhangi bir ortak sözlü görüşme talep etmediği sürece, müdürün pay devrine ilişkin önerisinin ortaklar tarafından yazılı olarak kabul edilmesi suretiyle toplantı yapılmaksızın da onay kararı alınabilir. Bu durumda da usulüne uygun bir genel kurul onayının varlığından söz edilir.

TTK m. 595/7 hükmü ile genel kurulun hareketsiz kalarak pay devrini belirsiz süreyle sürüncemede bırakmasının önüne geçilmek istenmiştir. Buna göre, pay devrinin şirkete bildirilmesinden itibaren üç ay içinde genel kurul tarafından ret kararı verilmediği takdirde, pay devri zımnen onaylanmış sayılır. Üç aylık sürenin sonunda devralan, herhangi bir açık karar olmasa dahi şirkete ortak sıfatını kazanır. Genel kurulun açık onay vermesi hâlinde ise, ortaklık sıfatı onay kararının alındığı tarihte kazanılır.

Genel kurul, pay devrine ilişkin onayı şarta bağlı olarak veremez. Ancak şirket sözleşmesinde pay devrine ilişkin belirli koşullar öngörülmüşse, onay ancak bu koşulların gerçekleşmesi hâlinde mümkündür. Bu çerçevede genel kurulun onayı, pay devri sözleşmesini tamamlayan ve ona hüküm kazandıran bir unsur niteliğindedir.

Genel kurulun pay devrini reddetmesi hâlinde, esas sermaye payının mülkiyeti devredende kalmaya devam eder. Bu durumda pay devri sözleşmesi, sonraki imkânsızlık nedeniyle sona erer ve taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri isteyebilir. Pay devrinin reddedilmesinde devreden ortağın kusurlu davranışı bulunuyorsa  devredenin sorumluluğu gündeme gelebilir.

Pay Defterine Kayıt ve Ticaret Siciline Tescil

Genel kurul onayını takiben pay devrinin pay defterine kaydedilmesi gerekir. Pay defterine kayıt, devrin şirket nezdinde hüküm doğurması açısından zorunludur. TTK sistematiğinde pay defteri, ortaklık yapısının resmi iç kaydı niteliğindedir.

Pay devrinin ticaret siciline tescili ise, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik bakımından önem taşır. Tescil ve ilan, TTK m. 36 ve devamı hükümleri çerçevesinde hüküm doğurur. Yargıtay, tescilin kurucu değil açıklayıcı nitelikte olduğunu kabul etmekle birlikte, özellikle üçüncü kişilerin korunması bakımından tescilin büyük önem taşıdığını belirtmektedir.

Yargıtay Uygulaması ve Değerlendirme

Yargıtay uygulamasında, limited şirkette esas sermaye payının devrine ilişkin uyuşmazlıkların ağırlıklı olarak şekil ve usul eksikliklerinden kaynaklandığı görülmektedir. Bu kapsamda özellikle pay devri sözleşmesinin noter onaylı yazılı şekilde yapılmaması ile genel kurul onayının hiç alınmaması veya usule uygun şekilde tesis edilmemesi, Yargıtay incelemesine konu olan temel sorun alanlarını oluşturmaktadır. Yargıtay, bu tür eksiklikleri, pay devrinin hukuki sonuç doğurmasına engel teşkil eden ağır aykırılıklar olarak değerlendirmektedir.

Yargıtay, limited şirket pay devrinde öngörülen şekil ve usul şartlarının, yalnızca taraflar arasındaki menfaat dengesini değil, aynı zamanda şirketin ortaklık yapısını ve iç düzenini korumaya yönelik olduğunu kabul etmektedir. Bu nedenle noter onayı ve genel kurul onayı gibi şartların, basit bir ispat veya şekil şartı olarak değil; pay devrinin şirket bakımından hüküm doğurabilmesinin zorunlu unsurları olarak ele alındığı görülmektedir. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararlarında, şekil şartına aykırı olarak gerçekleştirilen pay devirlerine, taraflar arasında dahi hukuki sonuç tanınmasının istisnai olduğu vurgulanmaktadır.

Yargıtay içtihatlarında dikkat çeken bir diğer husus, pay devri sözleşmesinin taraflar arasında geçerli kabul edilmesinin, devrin şirketi ve diğer ortakları bağlaması bakımından yeterli görülmemesidir. Bu yaklaşım doğrultusunda Yargıtay, noter onaylı sözleşme yapılmış olsa dahi, genel kurul onayı bulunmayan pay devirlerinin şirket nezdinde hüküm doğurmayacağını istikrarlı biçimde kabul etmektedir. 

Sonuç

Limited şirketlerde esas sermaye payının devri, TTK ile birlikte ayrıntılı ve çok aşamalı bir hukuki rejime bağlanmıştır. Yazılı ve noter onaylı sözleşme yapılması, genel kurulun doğru oy nisabı ile onay vermesi, pay defterine kayıt ve ticaret siciline tescil, pay devrinin geçerlilik ve hüküm doğurması bakımından birbirini tamamlayan unsurlardır. Bu unsurlardan herhangi birinin eksikliği, pay devrinin şirket ve üçüncü kişiler bakımından sonuç doğurmamasına yol açabilir.

Bu çerçevede limited şirket pay devri işlemlerinin, yalnızca taraf iradeleriyle değil, TTK’nın öngördüğü kurumsal mekanizmalarla birlikte ele alınması; özellikle genel kurul onayı ve oy nisabı bakımından titizlikle yapılandırılması, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi açısından kritik önem taşımaktadır.

Yazarlar

Oğuzcan Dozcan

Oğuzcan Dozcan

Kıdemli Avukat

Sevinç Jafarova

Sevinç Jafarova

Avukat