GİRİŞ
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) m. 533 uyarınca anonim şirketlerde tasfiye süreci, şirket organlarının yetkilerini önemli ölçüde daraltan kendine özgü bir hukuki rejime tabidir. Bu rejim çerçevesinde şirketi temsil etme ve bağlayıcı işlem yapma yetkisi tasfiye memurlarında toplanmakta; yönetim organları ise yalnızca tasfiye için zorunlu olan, ancak nitelikleri itibarıyla tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlerle sınırlı bir yetki kullanabilmektedir.
Ne var ki uygulamada, tasfiye sürecine geçilmesinden sonra dahi şirket imza yetkililerinin çeşitli hukuki işlemler tesis ettiği görülmektedir. Bu durum, söz konusu işlemler bakımından tasfiye memurunun hukuki sorumluluğunun nasıl değerlendirileceği sorusunu gündeme getirmektedir.
İşbu makalede, anonim şirket nezdinde tasfiye sürecinin hukuki çerçevesi, tasfiye memurlarının görev ve yetkileri ile bu süreçte şirket imza yetkilileri tarafından gerçekleştirilen yetkisiz işlemler karşısında tasfiye memurunun TTK’nın 553. maddesi kapsamındaki hukuki sorumluluğu ele alınmaktadır.
TASFİYE MEMURLARININ GÖREV VE YETKİLERİ
Anonim şirketlerde tasfiye memurlarının tasfiye sürecindeki temel görevleri TTK’nın 538. ila 542. maddeleri arasında düzenlenmektedir. Buna göre tasfiye memurları; şirketin süregelen işlemlerini tamamlamak, şirket varlıklarını güvence altına almak, aktifleri paraya çevirmek, şirketin malvarlığı ve finansal durumuna ilişkin ilk envanter ve bilançoyu düzenlemek ve şirket borçlarını ödemekle yükümlüdür.
Genel kurul tarafından aksi kararlaştırılmadıkça şirket aktiflerini satma yetkisine sahip olan tasfiye memurları, ayrıca şirketin bütün mal ve haklarının korunması için tedbirli bir yönetici gibi gerekli önlemleri almak ve tasfiyeyi mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırmakla da yükümlüdür.
Tasfiye memurlarının görev ve yetkileri, şirketin tasfiye amacına uygun biçimde hareket edilmesini sağlamaya yöneliktir. Bu kapsamda tasfiye memurları, şirketin faaliyetini sürdürmek amacıyla değil; mevcut hukuki ve mali ilişkileri sona erdirmek, malvarlığını tasfiye etmek ve tasfiye bakiyesini dağıtıma hazır hâle getirmek amacıyla hareket ederler.
Bununla birlikte bu yetkilerin belirleyici bir sınırı da bulunmaktadır. TTK’nın 542/1(b). maddesi uyarınca tasfiye memurları “tasfiyenin gerektirmediği yeni bir işlem yapamazlar.” Bu düzenleme, tasfiye memurlarının yetkilerinin sınırsız olmadığını; aksine tasfiye amacına bağlı ve onunla ölçülü olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Dolayısıyla tasfiye memurlarının görev alanı; bir yandan tasfiye işlemlerini yürütme bakımından geniş ve diğer yandan tasfiye amacı dışında yeni borç ve yükümlülük doğurabilecek işlemler bakımından sınırlıdır.
TASFİYE MEMURUNUN HUKUKİ SORUMLULUĞU
Tasfiye memurunun hukuki sorumluluğu, TTK’nın 546/2. maddesinin atfı ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen TTK’nın 553. maddesinin hükmü çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Bu kapsamda tasfiye memurları TTK’dan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde veya TTK’nın 541/4. maddesi kapsamında ilgili hükme aykırı hareket etmeleri durumunda hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu tutulurlar.
Tasfiye memurlarının sorumluluğu kusur esasına dayanmakta olup sorumluluğun doğabilmesi için:
- hukuka aykırı fiil
- zarar
- illiyet bağı
- kusur
unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Kusur sorumluluğunun bir sonucu olarak, tasfiye memurunun gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen zararın doğmasını engelleyemediği hâllerde sorumluluğuna gidilemez. Buna karşılık, tasfiye sürecinin gerektirdiği dikkat ve özen yükümüne aykırı davranılması ve bu aykırılığın zarara yol açması hâlinde tasfiye memurunun sorumluluğu gündeme gelebilir.
Tasfiye memurları, tasfiye sürecini hukuka uygun şekilde yürütmek ve şirket malvarlığını korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülüklerin ihlali hâlinde ortaya çıkan zararlar bakımından sorumluluk, somut olayın özelliklerine göre müteselsil nitelik taşıyabilir.
Tasfiye memurunun sorumluluğu kusur esasına dayandığından, tasfiye memurunun kusursuz olması hâlinde sorumluluktan kurtulması mümkündür. Nitekim TTK’nın 553/3. maddesi tasfiye memurlarına bu bağlamda önemli bir güvence sağlamaktadır.
Dolayısıyla tasfiye memurunun sorumlu tutulabilmesi için nedensellik bağı ve kusur aranmakta; sırf soyut bir gözetim görevi anlayışına dayanılarak sorumluluk yüklenmesi engellenmektedir.
Öte yandan, tasfiye hâline rağmen şirket adına yetkisiz işlem tesis edilmesi hâlleri özellik arz etmektedir. Aşağıda bu durum ayrıca incelenmektedir.
TASFİYE SÜRECİNİN HUKUKİ ÇERÇEVESİ VE YETKİ KAPSAMI
TTK’nın “Şirket organlarının durumu” başlıklı 535. maddesi, şirket tasfiye hâline girince organların görev ve yetkilerinin “tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan, ancak nitelikleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlerle” sınırlı hâle geleceğini düzenlemektedir.
Başka bir ifadeyle, tasfiye hâlinde şirketi bağlayıcı işlemler bakımından temel temsil ve yürütme yetkisi artık tasfiye memurlarına aittir.
Tasfiye sürecinde şirket organlarının yetki alanı tasfiyenin amacıyla belirlenmekte; şirketin malvarlığının korunması, alacak ve borç ilişkilerinin tasfiye edilmesi ve artan değerin hak sahiplerine dağıtılması amacına hizmet etmeyen işlemler kural olarak tasfiye rejimi dışında kalmaktadır.
Bu çerçevede, şirket imza yetkililerinin tasfiye amacı dışında veya tasfiye memurlarınca yürütülmesi gereken konularda şirket adına işlem tesis etmesi, kural olarak yetki sınırını aşan işlem niteliği taşımaktadır.
YETKİSİZ TEMSİL HALLERİNDE TASFİYE MEMURUNUN SORUMLULUĞU
Tasfiye hâline geçilmesiyle birlikte şirketi temsil ve bağlayıcı işlem yapma yetkisi kural olarak tasfiye memurlarına ait hâle gelmektedir. Bu nedenle mevcut imza yetkililerinin bu kapsamda işlem tesis etme yetkisi önemli ölçüde ortadan kalkmaktadır.
Bu çerçevede, tasfiye sürecinde şirket adına, tasfiye memurlarının yetki alanına giren konularda önceki imza yetkilileri tarafından gerçekleştirilen işlemler kural olarak yetkisiz temsil niteliğindedir.
Yetkisiz temsil hâllerinde:
- işlem, temsil olunanın onayına kadar askıdadır.
- onaylanırsa baştan itibaren geçerli olur.
- onaylanmazsa sonuçları işlemi yapan kişi üzerinde doğar.
Tasfiye memuru tarafından sonradan açık veya örtülü şekilde onaylanan işlemler baştan itibaren geçerli hâle gelirken, onaylanmayan işlemler bakımından hak ve yükümlülükler kural olarak işlemi gerçekleştiren kişi üzerinde doğmaktadır.
Tasfiye memurunun bu tür işlemlerden doğabilecek sorumluluğu doğrudan olmayıp TTK’nın 553. maddesi çerçevesinde kusur sorumluluğuna tabidir.
Bu kapsamda sorumluluk için:
- yükümlülük ihlali
- kusur
- illiyet bağı
birlikte aranır.
Tasfiye memurunun gerekli tescil ve ilan işlemlerini gerçekleştirdiği, yetki durumunu üçüncü kişilere karşı aleni hâle getirdiği ve süreci hukuka uygun şekilde yürüttüğü hâllerde, kontrolü dışında gerçekleştirilen yetkisiz işlemlerden dolayı sorumluluğuna gidilmesi kural olarak mümkün değildir.
Buna karşılık, tasfiye memurunun işlemleri sonradan onaylaması veya fiilen icazet verdiğini gösteren davranışlarda bulunması hâlinde işlemler şirket bakımından geçerlilik kazanır.
Bu durumda özellikle işlemin tasfiye amacına uygun olup olmadığı önem taşır. Tasfiye amacına aykırı, şirketin faaliyetini sürdürmeye yönelik veya yeni riskler doğuran işlemlerin onaylanması hâlinde tasfiye memurunun sorumluluğu gündeme gelebilir.
SONUÇ
Tasfiye süreci, şirketin faaliyetinin sona erdirilmesine yönelik özel bir hukuki rejimdir. Bu süreçte şirket organlarının yetki alanı daralmakta ve temsil yetkisi kural olarak tasfiye memurlarında toplanmaktadır.
Tasfiye hâlindeki bir şirkette tasfiye memurunun sorumluluğu, somut olayda:
- kusur
- zarar
- illiyet bağı
unsurlarının birlikte değerlendirilmesine bağlıdır.
Tasfiye memurunun kontrolü dışında gerçekleşen işlemler bakımından sorumluluğuna gidilmesi kural olarak mümkün değildir. Ancak tasfiye amacına aykırı işlemlerin onaylanması veya bu işlemlere fiilen icazet verilmesi hâlinde sorumluluk gündeme gelebilir.










