Şubat 9, 2026

Liman İşletmecilerinin Hukuki Sorumluluğu: Yük Hasarları Ve İstifleme Hatalarından Doğan Davalar

GİRİŞ 

Liman işletmeciliği, taşıma sürecinin fiilen başladığı veya sona erdiği noktada yer alması nedeniyle özel bir öneme sahiptir. Liman işletmecileri; liman altyapısının işletilmesi, yüklerin tahliyesi, yüklenmesi, depolanması, istiflenmesi, terminal hizmetleri, kılavuzluk, römorkaj ve palamar gibi çok sayıda teknik ve organizasyonel hizmeti yerine getirmektedir.

Bu çok yönlü faaliyet alanı, liman işletmecilerinin hukuki sorumluluğunun sınırlarının belirlenmesini güçleştirmekte; özellikle yük hasarları ve istifleme hatalarından doğan uyuşmazlıklarda sorumluluğun taşıyana mı, liman işletmecisine mi yoksa yük ilgililerine mi ait olduğu sorusu uygulamada sıklıkla gündeme gelmektedir. 

Bu çalışmada, liman işletmecilerinin hukuki statüsü ve sorumluluğu, Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) ve Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) hükümleri ile Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları ışığında ele alınacak; özellikle yükleme, boşaltma ve istifleme faaliyetlerinden kaynaklanan yük hasarları bakımından sorumluluğun hangi hâllerde liman işletmecisine yüklenebileceği sistematik bir bütünlük içerisinde değerlendirilecektir.

A. LİMAN İŞLETMECİSİNİN TAŞIMA İLİŞKİSİ İÇİNDEKİ HUKUKİ STATÜSÜ

TTK m. 1178/1 uyarınca taşıyan; eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılması safhalarında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür. Bu düzenleme, taşıyanın yüke özen borcunun kapsamını belirlemekle birlikte, taşıma sürecinde meydana gelen hasarlardan kural olarak taşıyanın sorumlu olduğunu ortaya koymaktadır.

Uygulamada taşıyan, bu yükümlülüklerin tamamını bizzat yerine getirmemekte; özellikle liman sahasında gerçekleştirilen yükleme, boşaltma ve istifleme faaliyetlerinden üçüncü kişilerin hizmetlerinden yararlanmaktadır. Bu noktada liman işletmecilerinin taşıma ilişkisi içerisindeki hukuki konumunun belirlenmesi önem kazanmaktadır.

TTK m. 1179/2 hükmü uyarınca “taşıyanın adamları”; taşıma işletmesinde çalışmasa dahi navlun sözleşmesinin ifasında yararlanılan kişileri de kapsamaktadır. Hükmün lafzı ve amacı birlikte değerlendirildiğinde, taşıyanın adamı kavramının son derece geniş tutulduğu ve taşıma sürecine fiilen katkı sağlayan herkesin bu kapsamda değerlendirildiği görülmektedir. Liman işletmecisi de yükleme, istifleme ve boşaltma faaliyetlerini yerine getirirken navlun sözleşmesinin ifasına hizmet etmekte; bu yönüyle taşıyanın ifa yardımcısı sıfatını haiz olmaktadır.

Liman işletmecisi, eşyayı kendi adına ve sorumluluğu altında bir yerden başka bir yere taşıyan fiilî taşıyan konumunda değildir. Bu nedenle liman işletmecisinin hukuki statüsü, fiilî taşıyan değil; taşıyanın ifa yardımcısı olarak nitelendirilmelidir. Bu tespit, sorumluluğun kime yöneltileceği ve hangi hukuki rejimin uygulanacağı bakımından belirleyici niteliktedir.

B. LİMAN İŞLETMECİSİNİN KUSURLU YÜKLEME VE İSTİFLEME FAALİYETLERİNDEN DOĞAN SORUMLULUĞU

Liman işletmecisinin yükleme, boşaltma ve istifleme faaliyetlerini bizzat yerine getirdiği hâllerde, bu faaliyetler sırasında meydana gelen yük hasarları bakımından sorumluluk yalnızca taşıyanın sorumluluğu ile sınırlı değildir. Liman işletmecisi, zarara sebebiyet veren fiili doğrudan gerçekleştiren kişi sıfatıyla, kendi kusuruna dayalı bağımsız bir sorumluluk alanına sahiptir.

Bu tür hâllerde liman işletmecisinin sorumluluğu öncelikle TBK m. 49 kapsamında haksız fiil sorumluluğu olarak değerlendirilir. Liman sahasında yapılan yanlış istifleme, uygun olmayan ekipman kullanımı, konteynerlerin hatalı yerleştirilmesi veya gerekli emniyet tedbirlerinin alınmaması suretiyle yükte hasar meydana gelmesi hâlinde, kusur, zarar ve illiyet bağının varlığı ispatlandığı ölçüde liman işletmecisi tazminatla yükümlü olacaktır.

Bunun yanında liman işletmecisi ile taşıyan veya yük ilgilileri arasında limanda sunulacak hizmetlere ilişkin bir sözleşmenin bulunması hâlinde, sorumluluk sözleşmeye aykırılık hükümleri çerçevesinde de değerlendirilmelidir. Liman işletmecisinin sözleşme kapsamında üstlendiği edimleri gereği gibi ifa etmemesi, TBK m. 112 anlamında borcun gereği gibi ifa edilmemesi sonucunu doğurur. Bu durumda liman işletmecisi, kusursuzluğunu ispat edemedikçe zararı gidermekle yükümlüdür.

Liman işletmeciliği uzmanlık gerektiren ve idari izinlere tabi bir faaliyet olduğundan, TBK m. 115 gereğince sorumsuzluk anlaşmaları dar yorumlanmakta; özellikle hafif kusura ilişkin sorumsuzluk kayıtları geçersiz sayılmaktadır. Ayrıca liman işletmecisi, faaliyetlerini kendi personeli veya yardımcıları aracılığıyla yürütüyorsa, TBK m. 116 uyarınca yardımcı kişilerin fiillerinden de doğrudan sorumludur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nin 22.09.2022 tarihli, 2020/996 E., 2022/986 K. sayılı kararı bu yaklaşımı somutlaştırmaktadır. Kararda, yükün liman sahasında araca yüklenmesi sırasında meydana gelen hasarın, taşıyıcının seyriyle ilgisinin bulunmadığı; zararın liman görevlilerinin gerçekleştirdiği yükleme faaliyeti sırasında ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Mahkeme, liman işletmecisinin fiilî faaliyetlerinin ve kusurunun bağımsız olarak araştırılması gerektiğini vurgulamıştır.

Öğretide de benzer bir yaklaşım benimsenmektedir. Av. H. Cem Congar, Liman ve Yat Limanlarının Hukuki Sorumluluğu ile Sigortaları adlı eserinde, liman işletmecisi tarafından yerine getirilen yükleme ve boşaltma faaliyetlerinin kural olarak hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğunu; bu faaliyetlerin bağımsız bir şirket tarafından yapılması hâlinde ise eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağını ifade etmektedir. Bu ayrım, ayıplı ifa ve sorumluluğun kapsamının belirlenmesi bakımından önem arz etmektedir.

C. FIO / FIOS / FIOST KLOZLARI KAPSAMINDA LİMAN İŞLETMECİSİNİN YÜK HASARLARI VE İSTİFLEME HATALARINDAN DOĞAN SORUMLULUĞUNUN BULUNMAMASI

Bu tür klozların bulunduğu taşımalarda liman işletmecisi, yükleme ve istifleme faaliyetlerini kendi adına ve sorumluluğu altında değil, yük ilgililerinin organizasyonu kapsamında ve sınırlı bir teknik icra alanında yerine getirmektedir. Özellikle konteyner taşımalarında, konteyner içi istifleme, bağlama ve sabitleme işlemlerine liman işletmecisinin fiilen ve hukuken müdahale etme imkânı bulunmamaktadır. Bu nedenle liman işletmecisinin, yalnızca terminal sahasında konteynerin dış hareketlerini gerçekleştirmesi, konteyner içindeki yükün hasarından veya istifleme eksikliklerinden doğan sorumluluğunu gündeme getirmez.

Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 01.07.2014 tarihli, 2013/6330 E., 2014/12627 K. sayılı kararında; deniz taşımasının limanda sona erdiği, yükün kara taşımacılığına hazırlanması ve sabitlenmesi sürecinde meydana gelen zararlardan liman işletmecisinin sorumlu tutulamayacağı kabul edilmiştir. Kararda, yükün sabitlenmesi ve istiflenmesi işlemlerinin liman işletmecisinin müdahale alanı dışında kaldığı özellikle vurgulanmıştır. Benzer şekilde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 15.09.2014 tarihli, 2014/6136 E., 2014/13723 K. sayılı kararında da, FIO şartı altında yükleme ve boşaltma işlemlerinin yük ilgililerine bırakıldığı ve liman işletmecisinin otomatik sorumluluğundan söz edilemeyeceği belirtilmiştir.

Kapalı ve dolu (FCL) konteynerlerle yapılan taşımalarda bu sorumluluk alanı daha da daralmaktadır. Konteyner içi istifleme ve yük güvenliği tamamen taşıtanın sorumluluğunda olup, liman işletmecisinin konteyner iç düzenine ilişkin bir denetim veya gözetim yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu husus, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 16.11.2020 tarihli, 2020/691 E., 2020/5087 K. sayılı kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.11.2021 tarihli, 2017/3080 E., 2021/1312 K. sayılı kararlarında da açıkça kabul edilmiştir.

Sonuç olarak, FIO / FIOS / FIOST klozlarının bulunduğu taşımalarda liman işletmecisinin, yük hasarları ve istifleme hatalarından dolayı taşıyanın ifa yardımcısı sıfatıyla dahi sorumlu tutulması mümkün değildir. Liman işletmecisinin sorumluluğu ancak, terminal operasyonlarına özgü, konteynerin dışına ilişkin veya doğrudan kendi fiilinden kaynaklanan bağımsız bir kusurun varlığının ispatı hâlinde gündeme gelebilecektir.

SONUÇ

Liman işletmecilerinin yük hasarları ve istifleme hatalarından doğan hukuki sorumluluğu, taşıma ilişkisinin niteliğine, sözleşmesel düzenlemelere ve fiilî faaliyetlerin kim tarafından icra edildiğine göre değişkenlik göstermektedir. Liman işletmecisi kural olarak taşıyanın ifa yardımcısı konumunda olmakla birlikte, yükleme, boşaltma ve istifleme faaliyetlerini bizzat ve kusurlu şekilde yerine getirdiği hâllerde, TBK hükümleri uyarınca bağımsız bir sorumluluk alanı doğmaktadır.

Buna karşılık, FIO/FIOS/FIOST klozlarının bulunduğu taşımalarda, yükleme ve istifleme sorumluluğunun yük ilgililerine bırakılması nedeniyle liman işletmecisinin sorumluluğu istisnai hâle gelmektedir. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları ile öğretideki hâkim görüşler birlikte değerlendirildiğinde, liman işletmecisinin sorumluluğunun kusur esasına dayalı ve faaliyet alanı ile sınırlı olarak belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır

Kaynakça:

  • Amasya, S. (2020). Denizyoluyla Yapılan Eşya Taşımalarında Fiili Taşıyan Kavramı. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, (2). 1125-1151. https://dosya.gsu.edu.tr/docs/hukukfakultesi/tr/fakultedergisi/GSUHFD-2020 2.pdf#page=581
  • Congar, H. Cem. Liman ve Yat Limanlarının Hukuki Sorumluluğu ile Sigortaları. Seçkin Yayıncılık, 2023.
  • Kender, Rayegân, Ergon Çetingil ve Emine Yazıcıoğlu. Deniz Ticaret Hukuku. 16. bs., 2020/10, 548 s.

Yazarlar

Duygu Doğan Şahiner

Duygu Doğan Şahiner

Ortak

Deniz İlter

Deniz İlter

Yasal Stajyer