Ocak 13, 2026

Bir Yeniden Yapılanma Aracı Olarak Hive Down’un Birleşme Ve Devralma Süreçlerindeki Rolü

GİRİŞ

Birleşme ve devralma işlemleri, yalnızca pay veya varlık devriyle sınırlı olmayıp, çoğu zaman işlem öncesi veya işlemle bağlantılı olarak kapsamlı kurumsal yeniden yapılanmaları da içermektedir. Özellikle karmaşık faaliyet yapısına sahip şirketlerde, hedeflenen yatırımın veya devralmanın daha öngörülebilir ve yönetilebilir hâle getirilmesi amacıyla çeşitli yeniden yapılandırma araçlarına başvurulmaktadır. Bu araçlardan biri olan ve kökeni büyük ölçüde Anglo-Sakson hukuk sistemlerine dayanan hive down yapılanması, Türk hukukunda açıkça tanımlanmamış olmakla birlikte, son yıllarda özellikle birleşme ve devralma işlemleri öncesinde tercih edilen bir yeniden yapılanma aracı olarak dikkat çekmektedir.

A. HIVE DOWN KAVRAMI 

Hive down kavramının kökeni incelendiğinde, terimin ağırlıklı olarak Anglo-Sakson hukuk uygulamasında ve özellikle birleşme ve devralma pratiği içinde geliştiği görülmektedir. Uluslararası literatürde hive down, çoğu zaman ana şirket bünyesindeki belirli varlık veya faaliyetlerin ayrıştırılmasını hedefleyen ve genel olarak “carve-out” olarak adlandırılan yapılanmalarla birlikte anılmaktadır. Bununla birlikte carve-out, hukuki bir işlem türünden ziyade ekonomik ve ticari bir amacı ifade etmekte; bu amacın somutlaştırılması ise kısmi bölünme veya hive down gibi hukuki araçlar aracılığıyla mümkün olmaktadır. Bu çerçevede hive down, carve-out işlemlerinin hukuki zemine oturtulmasında uygulamada sıklıkla başvurulan bir yapılandırma yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türk hukukunda doğrudan bir karşılığı ve tanımlamasına rastlanmamakla beraber, uygulamada daha çok kısmi bölünme kavramı ile karşımıza çıkan hive down kavramı, bir şirketin belirli bir iş kolunu veya malvarlığının bir bölümünü, yeni kurulan ya da hâlihazırda mevcut olan ve çoğunlukla kendi hâkimiyetinde bulunan bir şirkete devretmesi suretiyle gerçekleştirilen yapılanmaları tanımlamak amacıyla kullanılmaktadır. Bu yönüyle hive down, özellikle birleşme ve devralma işlemleri kapsamında başvurulan bir yeniden yapılanma tekniği olarak ortaya çıkmaktadır.

B. BİRLEŞME VE DEVRALMA SÜREÇLERİNDE İŞLEM ÖNCESİ BİR YAPILANDIRMA AMACI OLARAK HİVE DOWN

Birleşme ve devralma işlemlerinde hive down çoğu zaman işlem öncesi (pre-closing) yeniden yapılanma adımı olarak kurgulanmaktadır. Satıcı taraf, hedeflenen faaliyet kolunu çoğunlukla bölünme yoluyla yeni kurulan bir şirkete devrederek bu şirketi “hedef şirket” hâline getirir ve devralma işlemi bu yeni yapı üzerinden gerçekleştirilir. Bu yaklaşım, özellikle çok faaliyetli şirketlerde kapsamlı hukuki ve finansal risklerin yatırımcıya geçmesini engelleyen bir filtre mekanizması işlevi görmektedir. Bu yapı sayesinde, satışı hedeflenen faaliyetler ana şirket bünyesinden ayrılarak yeni kurulan hedef şirkete devredilmekte; satışa konu olmayan varlık ve faaliyetler ise satıcı bünyesinde kalmaya devam etmektedir. Bu suretle işlem kapsamı açık ve belirli hâle getirilirken, alıcı açısından belirsizlikler de önemli ölçüde azaltılmaktadır. Birleşme ve devralma işlemleri bağlamında hive down’un temel işlevi, işlem kapsamının netleştirilmesi ve yatırımcının ilgisinin belirli bir faaliyet veya varlık seti üzerinde yoğunlaştırılmasını sağlamaktır. Bu yapı sayesinde, hedef şirket bünyesindeki farklı iş kolları hukuki ve ekonomik açıdan ayrıştırılmakta; devralma işlemi, yatırımcının stratejik hedefleriyle örtüşen faaliyet veya varlıklar esas alınarak yapılandırılabilmektedir. Nitekim risk izolasyonu, hive down’un birleşme ve devralma işlemlerinde sağladığı en önemli avantajlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Özellikle geçmiş dönem borçları, devam eden uyuşmazlıklar veya düzenleyici nitelikteki risklerin satışa konu edilmek istenmeyen faaliyetler bünyesinde bırakılması, alıcı açısından kritik bir önem taşımaktadır. Hive down yoluyla gerçekleştirilen kısmi bölünme sayesinde, söz konusu risklerin ana şirkette tutulması ve yalnızca belirli bir varlık veya faaliyet kolunun devralan şirkete aktarılması mümkün hâle gelmekte; bu durum hem alıcı hem de satıcı bakımından işlem güvenliğini artıran bir unsur olarak değerlendirilmektedir.

Uygulamada hive down, sıklıkla “carve-out” işlemleriyle birlikte anılmakta olup, özellikle kısmi pay devralmaları veya ortak girişim (joint venture) yapılarında tercih edilen bir yeniden yapılanma yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yapı, işlem kapsamının netleştirilmesine katkı sağlamak suretiyle, hem satıcı hem de alıcı bakımından işlem sonrası entegrasyon risklerinin azaltılmasında önemli bir işlev üstlenmektedir.

Yeniden yapılanma modelleri arasında kısmi bölünme yoluyla gerçekleştirilen hive down işlemleri, şirketler açısından görece daha uygulanabilir ve maliyet etkin bir seçenek olarak değerlendirilmektedir. Zira kısmi bölünme, şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesini gerektirmeksizin yeniden yapılanmaya imkân tanımakta; bu sayede hem operasyonel devamlılık korunmakta hem de birleşme ve devralma sürecinin kesintiye uğraması engellenmektedir.

İşlem öncesinde gerçekleştirilen hive down uygulamaları, due diligence sürecinin de önemli ölçüde sadeleşmesini sağlamaktadır. Alıcının incelemesi, ana şirketin tüm geçmişi ve riskleri yerine yalnızca devralınacak faaliyetle sınırlı tutulmakta; bu durum hem işlem maliyetlerinin azaltılmasına hem de sözleşmesel risk paylaşımının daha net ve öngörülebilir biçimde kurgulanmasına katkı sağlamaktadır.

C. SONUÇ

Sonuç olarak hive down, birleşme ve devralma süreçlerinde işlem öncesi yeniden yapılanma yoluyla yatırımın kapsamını netleştiren, risklerin ayrıştırılmasını sağlayan ve işlem mimarisinin tarafların stratejik hedefleri doğrultusunda kurgulanmasına imkân tanıyan işlevsel bir araç olarak öne çıkmaktadır. Özellikle çok faaliyetli şirket yapılarında belirli varlık veya faaliyetlerin ayrıştırılması suretiyle işlem kapsamının daraltılması, alıcı ve satıcı bakımından daha öngörülebilir ve yönetilebilir bir devralma sürecinin oluşturulmasına katkı sağlamaktadır. Hive down uygulamaları sayesinde geçmiş dönem borçları, devam eden uyuşmazlıklar ve düzenleyici riskler satışa konu edilmek istenmeyen faaliyetlerde bırakılabilmekte; devralma işlemi, yatırımcının stratejik hedefleriyle örtüşen faaliyet veya varlık seti üzerinden yapılandırılabilmektedir. Bu durum, değerleme ve due diligence süreçlerinin daha sağlıklı yürütülmesine, işlem sonrası entegrasyon risklerinin azaltılmasına ve sözleşmesel risk paylaşımının daha net biçimde kurgulanmasına olanak tanımaktadır. Bu çerçevede hive down, Türk hukukunda müstakil bir işlem türü olarak düzenlenmemiş olmakla birlikte, kısmi bölünme başta olmak üzere mevcut hukuki mekanizmalar aracılığıyla uygulanan ve modern birleşme ve devralma pratiğinde stratejik planlamanın önemli bir unsuru hâline gelen bir yeniden yapılanma yöntemi olarak değerlendirilmelidir.

Yazarlar

Demet Akçaalan

Demet Özkahraman

Kıdemli Avukat

Kağan Karaduman

Kağan Karaduman

Avukat

Zeynep Zengin

Zeynep Zengin

Yasal Stajyer