Eylül 15, 2026

Konkordato Sürecinde Alacaklıların Hakları Ve Alacakların Tahsili

GİRİŞ

Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlunun, borçlarını belirli bir vade veya tenzilat çerçevesinde ödeyebilmesine ve mali durumunu yeniden yapılandırabilmesine imkân sağlayan hukuki bir kurumdur.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (“İİK”) 285 ve devamı maddelerinde düzenlenen konkordato, borçlunun mali durumunun iyileştirilmesini amaçlarken alacaklıların alacaklarına kavuşma koşullarını da önemli ölçüde etkilemektedir. Nitekim konkordato sürecinde borçluya geçici ve kesin mühlet verilmesi, borçlu aleyhine yürütülen takiplerin kural olarak durmasına ve yeni takip başlatılmasının engellenmesine yol açmakta olup alacaklıların alacaklarını bildirmeleri, konkordato projesini değerlendirmeleri ve kanunda öngörülen haklarını süresi içerisinde kullanmaları önem taşımaktadır.

Bu nedenle bir şirket hakkında konkordato sürecinin başlaması, alacaklıların alacaklarını tahsil etme veya hukuken koruma imkânlarının ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Bununla birlikte, konkordato sürecinin alacaklılar bakımından önemli süreler ve usuli işlemler içermesi nedeniyle sürecin yakından takip edilmesi ve alacağın niteliğine göre gerekli hukuki adımların zamanında atılması gerekmektedir.

İşbu makalede öncelikle konkordato sürecinin aşamaları açıklanacak, ardından konkordato mühletinin takip ve davalara etkisi, alacakların bildirilmesi ve bildirilmemesinin sonuçları, çekişmeli alacakların durumu, konkordato projesinin müzakere ve oylama süreci ile projeye ve tasdik kararına karşı alacaklıların başvurabileceği hukuki yollar ele alınacaktır.

KONKORDATO SÜRECİ VE AŞAMALARI

Konkordato süreci, borçlunun veya iflas talebinde bulunabilecek bir alacaklının mahkemeye başvurmasıyla başlar. Gerekli belgelerin eksiksiz sunulması hâlinde mahkeme üç aylık geçici mühlet verir ve konkordato komiseri görevlendirir. Geçici mühlet iki aya kadar uzatılabilir. Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün görülmesi hâlinde ise bir yıllık kesin mühlet verilerek bu süre özel durumlarda altı aya kadar uzatılabilir.

Kesin mühlet içerisinde alacaklar bildirilir ve konkordato projesi alacaklılar tarafından müzakere edilerek oylanır. Komiserin raporunu sunmasının ardından mahkeme, İİK’nın 305. maddesindeki şartları değerlendirerek konkordatonun tasdikine veya reddine karar verir. Tasdik edilen konkordato, kanunda öngörülen kapsamda alacaklılar bakımından bağlayıcı hâle gelir.

KONKORDATO MÜHLETİNİN TAKİP VE DAVA HAKKINA ETKİSİ

İİK’nın 294. maddesi uyarınca kesin mühlet içerisinde borçlu aleyhine, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca yapılan takipler de dâhil olmak üzere yeni takip başlatılamaz ve daha önce başlamış takipler durur. Geçici mühlet de kesin mühletin sonuçlarını doğurduğundan, takip yasağı geçici mühlet kararının verilmesiyle birlikte uygulanmaya başlar.

Bu kapsamda konkordato mühleti içerisinde kural olarak;

  • borçlu aleyhine yeni icra ve iflas takibi başlatılamaz, 
  • daha önce başlatılmış takiplerde takip işlemlerine devam edilemez, 
  • ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanamaz ve 
  • bir takip işlemiyle kesilebilen zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez. 

Daha önce başlatılmış takiplerin durması, bu takiplerin ortadan kalkması anlamına gelmemekte, yalnızca mühlet süresince ilerletilmelerini engellemektedir. Buna karşılık, takip yasağı dava açılmasını veya devam eden davaların görülmesini kural olarak engellememektedir.

A. Konkordato Öncesinde ve Mühlet İçinde Doğan Alacakların Durumu

Alacağın doğum zamanı, tasdik edilen konkordatoya tabi olup olmadığının belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır. İİK’nın 308/c maddesi uyarınca, konkordato projesinde aksine hüküm bulunmadıkça, konkordato talebinden önce doğan alacaklar ile mühlet içerisinde komiserin izni olmaksızın doğan alacaklar tasdik edilen konkordatoya tabidir.

Buna karşılık, mühlet içerisinde komiserin izniyle akdedilmiş borçlar tasdik edilen konkordatonun bağlayıcı hükümlerine tabi değildir. İİK’nın 308/c maddesi uyarınca bu alacaklar adi konkordatoda konkordato şartlarına tabi olmaksızın ödenir ve borçlunun daha sonra iflas etmesi hâlinde masa borcu sayılır. Bununla birlikte, söz konusu alacakların konkordatoya tabi olmaması, mühlet devam ederken doğrudan icra takibine konu edilebilecekleri anlamına gelmemektedir. Mühlet içerisinde takip yapılıp yapılamayacağı, İİK’nın 294 ve devamı maddelerinde düzenlenen takip yasağı ve istisnaları çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

B. Takip Yasağının İstisnaları

Konkordato mühletindeki takip yasağı mutlak değildir. İİK’nın 294. maddesi uyarınca, İİK’nın 206. maddesinin birinci sırasında yer alan;

  • işçilerin iş ilişkisine dayanan ve kanunda belirtilen dönem içerisinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dâhil alacakları,
  • işverenlerin işçiler için oluşturdukları yardım sandıkları veya sair yardım teşkilatına olan borçları ve
  • aile hukukundan doğan ve kanunda belirtilen dönem içerisinde tahakkuk etmiş nafaka alacakları

bakımından konkordato mühletine rağmen haciz yoluyla takip yapılabilmektedir.

C. Rehinli Alacaklar Bakımından Takip

Rehinle temin edilmiş alacaklar bakımından İİK’nın 295. maddesinde özel bir düzenleme öngörülmüştür. Buna göre konkordato mühleti içerisinde rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir ve daha önce başlatılmış takiplere devam edilebilir. Ancak kural olarak muhafaza tedbiri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez.

Bununla birlikte, rehinli malın konkordato projesine göre işletme tarafından kullanılması öngörülmüyor veya kıymeti düşecek ya da muhafazası masraflı olacak ise, mahkeme rehinli alacaklının talebi üzerine ve konkordato komiserinin görüşünü aldıktan sonra rehinli malın muhafaza altına alınmasına ve satışına izin verebilir. Dolayısıyla rehinli alacaklar bakımından takip başlatılması mümkün olmakla birlikte, muhafaza ve satış işlemleri ancak İİK’nın 295. maddesinde öngörülen istisnai şartların gerçekleşmesi hâlinde gerçekleştirilebilir.

D. Konkordato Mühletinin Dava Hakkına Etkisi

Konkordato mühleti içerisinde borçluya karşı dava açılması ve daha önce açılmış davalara devam edilmesi kural olarak mümkündür. İİK’nın 294. maddesinde öngörülen yasak cebri icra takiplerine ilişkin olup borçluya karşı dava açılmasını engelleyen genel bir düzenleme bulunmamaktadır.

Bu nedenle alacaklı, mühlet içerisinde alacağının varlığı veya miktarının belirlenmesi amacıyla dava açabilir ve mühlet öncesinde açılmış davalar da kural olarak görülmeye devam eder. Ancak alacaklı lehine hüküm verilmesi, elde edilen ilamın mühlet içerisinde cebri icra yoluyla yerine getirilebileceği anlamına gelmemektedir. İlamın icrası bakımından İİK’nın 294. maddesindeki takip yasağı ve istisnaları uygulanmaya devam eder.

Dolayısıyla konkordato mühleti, alacağın yargı yoluyla ileri sürülmesini kural olarak engellememekte, alacağın cebri icra yoluyla tahsilini sınırlandırmaktadır.

KONKORDATO SÜRECİNDE ALACAĞIN İLERİ SÜRÜLMESİ VE TAHSİLİ

Konkordato mühleti içerisinde bireysel takip yoluyla tahsil imkânı kural olarak sınırlandığından, alacaklının alacağını usulüne uygun şekilde bildirmesi ve konkordato projesinin müzakere ve oylama sürecine katılması, alacağın korunması ve tahsili bakımından önem taşımaktadır.

A. Alacakların Bildirilmesi

İİK’nın 299. maddesi uyarınca konkordato komiseri, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ve Basın İlan Kurumunun resmî ilan portalında yapacağı ilanla alacaklıları on beş gün içerisinde alacaklarını bildirmeye davet eder ve ilanın birer suretini adresi belli olan alacaklılara posta ile gönderir.

Alacak bildiriminde alacağın miktarı ve hukuki dayanağının belirtilmesi ile alacağı tevsik eden sözleşme, fatura, senet, mahkeme kararı veya benzeri belgelerin sunulması önem taşımaktadır. Bildirimin ardından komiser, İİK’nın 300. maddesi uyarınca borçluyu bildirilen alacaklar hakkında açıklamada bulunmaya davet eder ve alacakların mevcut olup olmadığını borçlunun defter ve belgeleri üzerinden inceler.

B. Alacağın Bildirilmemesinin Sonuçları

Alacağın süresinde bildirilmemesi, alacağın maddi hukuk bakımından kendiliğinden sona ermesine yol açmamakla birlikte alacaklının konkordato sürecine katılımını etkileyebilmektedir.

Nitekim İİK’nın 299. maddesi uyarınca on beş günlük süre içerisinde alacağını bildirmeyen alacaklılar, borçlunun bilançosunda kayıtlı olmadıkları sürece konkordato projesinin müzakerelerine kabul edilmezler. Bu nedenle özellikle borçlunun bilançosunda kayıtlı olmayan alacaklar bakımından, alacağın süresi içerisinde komisere bildirilmesi önem taşımaktadır.

C. Çekişmeli Alacakların Durumu

Borçlunun bildirilen alacağı kabul etmemesi, alacağın ortadan kalkmasına neden olmayıp söz konusu alacağın konkordato sürecinde çekişmeli alacak olarak değerlendirilmesi sonucunu doğurabilir.

İİK’nın 302. maddesi uyarınca çekişmeli veya geciktirici koşula bağlı alacakların konkordato çoğunluğunun hesabına katılıp katılmayacağına ve hangi oranda dikkate alınacağına mahkeme karar verir. Mahkemenin bu kapsamda verdiği karar, alacağın maddi hukuk bakımından varlığı veya miktarı hakkında kesin hüküm teşkil etmeyip yalnızca konkordato çoğunluğunun belirlenmesine yöneliktir. Alacağın varlığı ve miktarı gerektiğinde genel hükümlere göre açılacak dava sonucunda belirlenir.

D. Konkordato Projesinin Müzakeresi ve Oylanması

Konkordato projesi, komiser tarafından gerçekleştirilen alacaklılar toplantısında müzakere edilerek İİK’nın 302. maddesinde öngörülen çoğunluklara göre oylanır. Alacaklılar toplantıdan önceki yedi gün içerisinde konkordato projesine ilişkin belgeleri inceleyebilir ve toplantıda proje hakkında görüşlerini açıklayabilirler.

Konkordato projesinin kabul edilmiş sayılması için (i) kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını veya (ii) kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşan bir çoğunluk tarafından imza edilmiş olması gerekmektedir.

Oylamada yalnızca konkordato projesinden etkilenen alacaklılar oy kullanabilir. Rehinli alacakların yalnızca teminatsız kalan kısmı hesaba katılır. Borçlunun eşi ve çocuğu ile kendisinin ve evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi eşinin annesi, babası ve kardeşi de alacak ve alacaklı çoğunluğunun hesabında dikkate alınmaz.

Alacaklılar toplantısında kullanılan oyların yanı sıra toplantıyı takip eden yedi günlük iltihak süresi içerisinde verilen oylar da çoğunluk hesabında dikkate alınır. Bu nedenle alacaklıların projede öngörülen tenzilat, vade ve ödeme koşullarını değerlendirerek müzakere ve oylama sürecine katılmaları, alacaklarının konkordato kapsamında hangi koşullarda tahsil edileceği bakımından önem taşımaktadır.

KONKORDATONUN TASDİKİ, ALACAKLILARIN İTİRAZ HAKKI VE KANUN YOLLARI

Konkordato projesinin alacaklılar tarafından kanunda öngörülen çoğunlukla kabul edilmesi, projenin kendiliğinden hüküm ve sonuç doğurması için yeterli değildir. Konkordatonun bağlayıcı hâle gelebilmesi için mahkeme tarafından tasdik edilmesi gerekmekte olup alacaklılar tasdik yargılamasında itirazlarını ileri sürebilmekte ve kanunda öngörülen şartlarla tasdik kararına karşı kanun yoluna başvurabilmektedir.

A. Konkordatonun Tasdiki ve Alacaklıların İtiraz Hakkı

Alacaklılar toplantısı ve iltihak süresinin tamamlanmasının ardından komiser, konkordatoya ilişkin belgeler ile konkordato projesinin kabul edilip edilmediğine ilişkin gerekçeli raporunu mahkemeye sunar. Mahkeme, tasdik yargılamasında İİK’nın 305. maddesinde düzenlenen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini inceler.

İİK’nın 304. maddesi uyarınca tasdik duruşmasının günü ilan edilir. İlanda, itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmeleri kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri belirtilir. Bu nedenle konkordatonun tasdikine karşı itirazlarını duruşmada ileri sürmek isteyen alacaklıların, itiraz sebeplerini belirtilen süre içerisinde yazılı olarak mahkemeye sunmaları önem taşımaktadır.

Mahkeme tasdik incelemesinde özellikle;

  • adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflası hâlinde alacaklıların elde edebilecekleri muhtemel miktardan fazla olup olmadığını, 
  • teklif edilen tutarın borçlunun kaynaklarıyla orantılı olup olmadığını, 
  • projenin kanunda öngörülen çoğunlukla kabul edilip edilmediğini, 
  • kanunda öngörülen imtiyazlı alacakların tamamen ödenmesi ile mühlet içerisinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe, yeterli teminata bağlanıp bağlanmadığını ve
  • gerekli yargılama giderleri ile tasdik kararının niteliğine göre alınması gereken harcın yatırılıp yatırılmadığını 

değerlendirir. Bu şartların gerçekleşmediğini düşünen alacaklılar, tasdik yargılamasında itirazlarını ileri sürebilirler.

B. Tasdik Edilen Konkordatonun Alacaklılar Bakımından Sonuçları

Tasdik edilen konkordato, kural olarak konkordato talebinden önce doğan alacaklar ile mühlet içerisinde komiserin izni olmaksızın doğan alacaklar bakımından bağlayıcıdır. Konkordatoya tabi alacaklılar, alacaklarını tasdik edilen projede öngörülen oran, vade ve diğer ödeme koşulları çerçevesinde talep edebilirler.

Bununla birlikte İİK’nın 308/c maddesi uyarınca, İİK’nın 206. maddesinin birinci sırasında yer alan imtiyazlı alacaklar, rehinli alacakların rehin kıymetini karşılayan kısmı ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki kamu alacakları konkordatonun bağlayıcı hükümlerine tabi değildir.

C. Tasdik Kararına Karşı Kanun Yolları

İİK’nın 308/a maddesi uyarınca konkordato hakkında verilen karara karşı kanun yoluna başvurulması mümkündür. Buna göre, konkordato talep eden borçlu veya alacaklı kararın tebliğinden, itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilanından itibaren iki hafta içerisinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı da iki hafta içerisinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre gerçekleştirilir.

Konkordato talep edenler dışındaki alacaklıların kanun yoluna başvuru hakkı bakımından İİK’nın 308/a maddesinde yer alan “itiraz eden alacaklı” sıfatı önem taşımaktadır. Bu nedenle konkordato projesine karşı çıkan alacaklıların, konkordato sürecinde itirazlarını ortaya koymaları ve tasdik kararının ilanını takip ederek kanun yolu süresini gözetmeleri, hak kaybına uğramamaları bakımından önem arz etmektedir.

SONUÇ

Konkordato, borçlunun mali durumunun yeniden yapılandırılmasını amaçlarken alacaklıların alacaklarını takip ve tahsil etme imkânlarını da önemli ölçüde etkileyen bir süreçtir. Konkordato mühleti içerisinde takip imkânlarının sınırlandırılması, alacakların belirli süreler içerisinde bildirilmesi ve tasdik edilen projenin konkordatoya tabi alacaklılar bakımından bağlayıcı hâle gelmesi nedeniyle, alacaklıların süreci aktif şekilde takip etmeleri önem taşımaktadır.

Bu kapsamda alacaklıların, alacaklarının niteliğini ve konkordatoya tabi olup olmadığını belirlemeleri, alacaklarını süresinde bildirmeleri, konkordato projesinin müzakere ve oylama sürecine katılmaları ve gerektiğinde tasdik yargılamasında itiraz ve kanun yolu haklarını kullanmaları haklarının korunması bakımından önem arz etmektedir.

Sonuç olarak, alacaklıların konkordato sürecindeki haklarının korunması yalnızca alacağın bildirilmesiyle sınırlı değildir. Alacağın niteliğine göre takip yasağının istisnalarından yararlanılması, çekişmeli alacaklar bakımından gerekli hukuki yollara başvurulması, konkordato projesinin müzakere ve oylama sürecine etkin şekilde katılım sağlanması ve tasdik aşamasında gerekli itirazların ileri sürülmesi, alacaklıların hak ve menfaatlerinin korunması bakımından başlıca hukuki imkânları oluşturmaktadır.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Konkordato ilan edilmesi borçların sona erdiği anlamına gelir mi?

Hayır. Konkordato ilan edilmesi borçların kendiliğinden sona ermesine yol açmaz. Konkordatoya tabi alacakların hangi oranda ve vadede ödeneceği, tasdik edilen konkordato projesine göre belirlenir.

Konkordato ilan eden şirkete icra takibi başlatılabilir mi?

Konkordato mühleti içerisinde kural olarak borçlu aleyhine yeni icra veya iflas takibi başlatılamaz ve daha önce başlatılmış takipler durur. Ancak imtiyazlı ve rehinli alacaklar başta olmak üzere İİK’da takip yasağına ilişkin istisnalar bulunmaktadır.

Konkordato mühleti içerisinde dava açılabilir mi?

Evet. Konkordato mühleti, kural olarak borçluya karşı dava açılmasına veya daha önce açılmış davalara devam edilmesine engel değildir. Bununla birlikte dava sonucunda elde edilen ilamın icrası bakımından konkordato mühletindeki takip yasağı dikkate alınmalıdır.

Konkordatoda alacak bildirimi için süre ne kadardır?

İİK’nın 299. maddesi uyarınca alacaklılar, konkordato komiserinin ilanından itibaren on beş gün içerisinde alacaklarını bildirmeye davet edilir.

Konkordatoda alacak bildirilmezse alacak sona erer mi?

Hayır. Alacağın süresinde bildirilmemesi, alacağın kendiliğinden sona ermesi sonucunu doğurmaz. Ancak alacağını bildirmeyen ve borçlunun bilançosunda da kayıtlı olmayan alacaklılar konkordato projesinin müzakerelerine kabul edilmez.

Borçlu bildirilen alacağı kabul etmezse ne olur?

Borçlunun alacağı kabul etmemesi, alacağın ortadan kalkması anlamına gelmez. Çekişmeli alacağın konkordato çoğunluğunun hesabına katılıp katılmayacağı ve hangi oranda dikkate alınacağı mahkeme tarafından belirlenebilir. Alacağın varlığı ve miktarı ise gerektiğinde genel hükümlere göre dava konusu edilebilir.

Konkordatonun tasdikine itiraz edilebilir mi?

Evet. İİK’nın 304. maddesi uyarınca itiraz eden alacaklılar, itiraz sebeplerini tasdik duruşmasından en az üç gün önce yazılı olarak bildirmeleri kaydıyla tasdik duruşmasında hazır bulunarak itirazlarını ileri sürebilirler.

Konkordatonun tasdiki kararına karşı kanun yoluna başvurulabilir mi?

Evet. İİK’nın 308/a maddesi uyarınca konkordato talep eden borçlu veya alacaklı kararın tebliğinden, itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilanından itibaren iki hafta içerisinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı da iki hafta içerisinde temyiz yoluna başvurulabilir.

Yazarlar

Ebru Özkan

Ebru Özkan

Kıdemli Avukat

Aleyna Kekeva

Aleyna Kekeva

Avukat