Giriş
Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte para transferi işlemleri, geleneksel bankacılık yöntemlerinden çıkarak mobil uygulamalara, elektronik fon transfer sistemlerine (“EFT”) hızlı fon transfer sistemlerine (“FAST”), QR kod ödemelerine ve elektronik cüzdanlara taşınmıştır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (“TCMB”) verilerine göre, 2023 yılında FAST sistemi üzerinden gerçekleştirilen işlem hacmi 2,1 trilyon TL’yi aşmış, günlük ortalama 15 milyon işlem gerçekleştirilmiştir. Günlük hayatın vazgeçilmez parçası haline gelen bu dijital ödeme yöntemleri, kullanıcılara büyük bir kolaylık sağlamakla birlikte hatalı işlemler bakımından önemli hukuki sorunlar da doğurmaktadır.
Özellikle yanlış kişiye yapılan transferler, yanlış tutar gönderilmesi, aynı işlemin birden fazla gerçekleştirilmesi veya sistem hataları sebebiyle oluşan gereksiz ödemeler uygulamada sıkça karşılaşılan problemlerdir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (“BDDK”) verilerine göre, tüketici şikayetlerinin önemli bir kısmını hatalı veya yetkisiz elektronik işlemler oluşturmaktadır. Bu durumlarda devreye giren temel hukuki müessese, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK“) 77–82. maddeleri arasında düzenlenen sebepsiz zenginleşmenin iadesi kurumudur.
Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin malvarlığında haklı bir neden olmaksızın meydana gelen artışın, zenginleşmenin sınırları içinde iade edilmesini öngören bir borç ilişkisidir. Uygulama bakımından, dijital ödeme işlemlerinde yanlış alıcının herhangi bir hukuki sebep olmadan malvarlığında bir artış meydana gelmesi, klasik anlamdaki sebepsiz zenginleşme hallerinin çağdaş bir versiyonu olarak değerlendirilebilir. Ancak dijital işlemlerin hız ve teknik özellikleri, geleneksel hukuki değerlendirmelerden daha kompleks sorunlar yaratmaktadır. FAST işlemlerinin saniyeler içinde tamamlanması, bankaların hatalı transferlere müdahale imkanının sınırlı olması, kripto varlık transferlerinin geri döndürülemez niteliği ve yanlış alıcıların parayı hızla tüketebilmesi gibi faktörler, bu alanda çözüme kavuşturulması gereken yeni meseleler doğurmuştur.
Bu makalenin amacı, dijital ödeme sistemlerinde meydana gelen hatalı transferlerin sebepsiz zenginleşme hukuku çerçevesinde nasıl değerlendirileceğini, geri verme yükümlülüğünün kapsamını, bankaların sorumluluğunu ve uygulamada karşılaşılan uyuşmazlıkları Türk hukuku perspektifinden incelemektir.
Sebepsiz Zenginleşme Kavramı ve Hukuki Niteliği
Sebepsiz Zenginleşmenin Tanımı
TBK’nın 77. maddesinde sebepsiz zenginleşme “haklı bir sebep olmaksızın bir kimsenin malvarlığının diğerinin zararına olarak artması” şeklinde ifade edilmiştir. Bu düzenleme ile amaçlanan, malvarlığı dengesinin bozulduğu hallerde, zenginleşenin elde ettiği avantajı iade etmesini sağlayarak haksız bir ekonomik kazancı ortadan kaldırmaktır. Sebepsiz zenginleşmenin hukuki niteliği, kanundan doğan borç ilişkisi olarak kabul edilmektedir.
Sebepsiz Zenginleşmenin Unsurları
Sebepsiz zenginleşmenin dört temel unsuru bulunmaktadır:
Zenginleşme: Bir kişi, hatalı dijital transfer sonucunda kendi malvarlığında bir artış elde ettiğinde zenginleşme unsuru gerçekleşir. Dijital ödemelerde zenginleşme, banka hesabına geçen para miktarı ile somutlaşır.
Fakirleşme: Gönderen kişi, hatalı transfer sonucunda malvarlığında eksilme yaşadıysa fakirleşme gerçekleşmiştir. Dijital ödeme sistemlerinde gönderici, banka hareketleri ile bu unsuru kolayca ispatlayabilir.
İlliyet bağı: Gönderenin malvarlığındaki eksilme ile alıcının malvarlığındaki artış arasında nedensellik bulunmalıdır. Dijital transferlerde bu unsur genellikle sorun yaratmaz, çünkü elektronik kayıtlar sayesinde paranın gönderenden alıcıya geçişi açıkça izlenebilir. FAST ve EFT sistemlerinde her işlem benzersiz bir referans numarası ile kayıt altına alınır, bu da illiyet bağının ispatını kolaylaştırır.
Haklı sebebin yokluğu: Haklı sebep, zenginleşmeyi meşru kılan hukuki nedendir. Yanlış alıcıya yapılan transferin hukuken geçerli bir sebebi bulunmadığından, dijital hatalı transferler doğrudan sebepsiz zenginleşme oluşturur.
Dijital ödemelerde haklı sebebin yokluğu genellikle açıktır, yani gönderen ile yanlış alıcı arasında herhangi bir borç ilişkisi bulunmamaktadır. Ancak bazı durumlarda tartışma doğabilir:
- Taraflar arasında önceden bir borç ilişkisi varsa ancak tutar yanlışsa
- Gönderen, borcunu ödediğini düşünerek yanlış kişiye transfer yaptıysa
- Alıcı, paranın kendisine bir hediye olarak gönderildiğini düşünüyorsa
Bu hallerde haklı sebebin varlığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Geri Verme Yükümlülüğü ve Sınırları
TBK’nın 79. maddesine göre zenginleşen, elinde kalmış olan zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Madde metninde iyiniyetli ve kötüniyetli zenginleşen arasında önemli bir ayrım yapılmıştır.
İyiniyetli Zenginleşenin Sorumluluğu
İyiniyet, zenginleşenin, zenginleşmesinin haklı bir sebebe dayanmadığını bilmemesi ve bilmesinin de kendisinden beklenemeyeceği anlamına gelir. TBK’nın 79. maddesinin 1. fıkrası uyarınca iyiniyetli zenginleşen, zenginleşmenin ortadan kalktığını ispatladığı takdirde iade yükümlülüğünden kurtulabilir. Bu nedenle, dijital ödemelerde iyiniyet değerlendirmesi özel önem taşır.
Kötüniyetli Zenginleşenin Sorumluluğu
Kötüniyetli zenginleşen, zenginleşmenin ortadan kalktığını ileri süremez. TBK’nın 79. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, kötüniyetli zenginleşen tüm kazançlardan ve mahrum kalınan diğer menfaatlerden sorumludur. Bu durumda zenginleşen, parayı harcamış olsa bile tam olarak iade etmekle yükümlüdür.
Dijital transferlerde asıl tartışma, yanlış alıcının “iyiniyetli” kabul edilip edilmeyeceği ve parayı tükettikten sonra da geri verme yükümlülüğünün devam edip etmediğidir. Uygulamada Yargıtay, bir kimsenin banka hesabına hatalı olarak gelen parayı çekmesi veya kullanması halinde, objektif iyiniyet ölçütüne göre artık kolayca kötüniyetli sayılabileceğini kabul etmektedir.
Yanılma (TBK m.31) ile İlişkisi
TBK’nın 31. maddesi uyarınca, irade beyanında bulunan kimse esaslı bir yanılma içinde ise sözleşme ile bağlı olmaz. Ancak dijital transferlerde “sözleşme” değil, tek taraflı bir irade beyanı (ödeme talimatı) söz konusudur. Dolayısıyla, yanılma hükümlerinin uygulanabilmesi için karşı tarafın (bankanın veya yanlış alıcının) varlığı ve yanılmanın bu ilişki çerçevesinde değerlendirilmesi gerekirken ödeme talimatıyla tek taraflı bir gönderim yapıldığında bu durum oluşmamaktadır.
Zamanaşımı
TBK’nın 82. maddesi uyarınca, sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin bu hakkı öğrendiği tarihten başlayarak iki yılda ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılda zamanaşımına uğrar. Dijital ödemelerde zamanaşımı süresinin başlangıcı önem taşır:
- İki yıllık sübjektif zamanaşımı: Gönderenin hatalı transferi öğrendiği tarihten itibaren başlar. Dijital bankacılıkta anlık bildirimler nedeniyle bu süre genellikle işlem tarihinde başlar.
- On yıllık objektif zamanaşımı: Zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten, yani transferin yapıldığı tarihten itibaren başlar.
Dijital Ödeme Sistemleri ve Hatalı Transfer Sorunu
Dijital Ödeme Türleri ve Hukuki Çerçeve
Dijital ödeme ekosistemi; EFT, havale, FAST, QR kod ödemeleri, mobil cüzdanlar, elektronik para kuruluşları aracılığıyla yapılan ödemeler ve kripto varlık transferlerinden oluşmaktadır. Bu sistemlerin ortak özelliği, işlemlerin yüksek hızda gerçekleşmesi ve kullanıcı hatalarının geri alınmasının güç olmasıdır.
Geleneksel Elektronik Transferler (EFT/Havale)
EFT ve havale işlemleri, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun (“Ödeme Hizmetleri Kanunu“) kapsamında düzenlenmektedir. Bu işlemler genellikle aynı gün veya bir sonraki iş günü tamamlanır ve belirli bir geri alma (revocation) süresi bulunmaktadır.
Hızlı Ödeme Sistemi (FAST)
FAST, TCMB tarafından 2020 yılında hayata geçirilen, 7/24 kesintisiz çalışan ve işlemlerin saniyeler içinde tamamlandığı bir ödeme sistemidir. FAST’ın en önemli özelliği, işlemlerin geri döndürülemez (irrevocable) olmasıdır. Ödeme emri sisteme girdiği anda kesinleşir ve alıcının hesabına anında geçer.
Bu özellik, hatalı transferler açısından önemli bir sorun yaratmaktadır. Geleneksel EFT’de birkaç saatlik bir işlem süresi varken, FAST’ta bu süre neredeyse sıfırdır. Dolayısıyla kullanıcının hatasını fark edip düzeltme imkanı son derece sınırlıdır.
QR Kod Ödemeleri ve Mobil Cüzdanlar
QR kod tabanlı ödemeler ve mobil cüzdan uygulamaları ödeme sürecini daha da hızlandırmaktadır. Bu sistemlerde kullanıcı, QR kodu okutarak veya NFC teknolojisi ile ödeme yapar. Hatalı QR kod okutulması veya yanlış tutar girilmesi durumunda, işlem anında tamamlandığı için geri alma imkânı bulunmaz.
Elektronik Para Kuruluşları
Ödeme Hizmetleri Kanun’u kapsamında faaliyet gösteren elektronik para kuruluşları banka dışı ödeme hizmetleri sunmaktadır. Bu platformlarda yapılan hatalı transferler de aynı hukuki rejime tabidir.
Kripto Varlık Transferleri: Özel Bir Sorun Alanı
Kripto varlık transferleri, dijital ödemeler içinde en sorunlu alanı oluşturmaktadır. Blockchain teknolojisinin temel özelliği, işlemlerin geri döndürülemez (irreversible) olmasıdır. Bir kez onaylanan kripto varlık transferi, teknik olarak geri alınamaz.
Kripto varlıklarda sebepsiz zenginleşme talebi:
Türk hukukunda kripto varlıklar henüz kapsamlı bir şekilde düzenlenmemiştir. Ancak TBK’nın genel hükümleri uygulanabilir. Yanlış cüzdan adresine kripto varlık gönderen kişi, alıcının kimliğini tespit edebildiği takdirde sebepsiz zenginleşme davası açabilir.
Ancak uygulamada şu sorunlar ortaya çıkmaktadır:
- Alıcının kimliğinin tespiti için kripto para borsalarından bilgi talep edilmesi gerekebilir
- Alıcı yurt dışında ise, uluslararası hukuki yardımlaşma gerekir
- Kripto varlığın iadesinin teknik olarak nasıl gerçekleştirileceği belirsizdir (ayni iade mi, nakdi iade mi?)
- Değer değişiminin nasıl hesaplanacağı tartışmalıdır
Kanaatimizce, kripto varlık transferlerinde kötüniyetli zenginleşen, transfer anındaki değer ile iade anındaki değerden yüksek olanı iade etmelidir. Ayrıca kripto varlığın ayni olarak iadesi mümkün değilse, iade anındaki piyasa değeri üzerinden nakdi iade yapılmalıdır.
Hatalı Transferin Hukuki Nitelendirilmesi
Dijital transferler sırasında yapılan hatalar çoğunlukla:
- Yanlış alıcıya gönderim (hesap numarası, IBAN veya cüzdan adresi hatası)
- Yanlış tutarın transferi (ondalık nokta hatası, fazladan sıfır eklenmesi)
- Aynı işlemin birden fazla gerçekleştirilmesi (çift tıklama, sistem gecikmesi)
- Sistem kaynaklı mükerrer transferler (bankanın veya ödeme sisteminin teknik hatası)
şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Bankanın Sorumluluğu ve Yükümlülükleri
Genel İlkeler
Bankalar, müşterilerin talimatlarını yerine getiren aracılar olarak işlem yapar. Ödeme Hizmetleri Kanun’u uyarınca, ödeme hizmeti sağlayıcısı, ödeme işleminin doğru şekilde yerine getirilmesinden sorumludur. Bu sorumluluk, bankanın müşterinin talimatını doğru şekilde yerine getirmesi ile sınırlıdır.
Dolayısıyla, müşteri yanlış hesap numarası verirse, banka bu hesaba ödeme yapmakla yükümlüdür. Bankanın, hesap numarasının doğruluğunu kontrol etme yükümlülüğü yoktur.
Bankanın Sorumluluk Halleri
Banka, aşağıdaki durumlarda sorumlu tutulabilir:
Sistem hatası: Bankanın kendi yazılımı veya sistemi nedeniyle yanlış hesaba transfer yapılması halinde, banka kusurlu sorumluluğa girer. Müşteri, bankadan zararının tazminini TBK’nın 112. maddesi uyarınca talep edebilir.
Müşteriye yanlış yönlendirme: Banka personeli veya dijital kanallar aracılığıyla müşteriye yanlış bilgi verilmesi halinde, banka sorumlu olabilir.
Güvenlik önlemlerinin yetersizliği: Ödeme hizmeti sağlayıcısının güvenlik önlemleri alma yükümlülüğü bulunduğundan bankanın, yetkisiz işlemleri önlemek için gerekli güvenlik önlemlerini almaması halinde sorumluluğu doğabilir.
Bilgilendirme yükümlülüğünün ihlali: Bankalar müşterilerine ödeme işlemleri hakkında yeterli bilgi vermekle yükümlü olmaları sebebiyle bu yükümlülüğün ihlali, bankanın sorumluluğunu gündeme getirebilir.
Bankanın Hatalı Transferi Geri Alma Yetkisi
Bankalar, genel kural olarak hatalı transferi gönderenin tek taraflı talebiyle karşı tarafa iade edemez. Bunun temel nedeni, bankanın hesap sahibinin rızası olmaksızın onun malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunamayacak olmasıdır.
Sebepsiz Zenginleşme Açısından Hatalı Dijital Transferlerin Değerlendirilmesi
Zenginleşme Unsuru
Hatalı transfer ile yanlış alıcının hesabına para geçtiğinde zenginleşme gerçekleşmiş olur. Burada alıcının parayı harcamış olması, zenginleşmenin başlangıçtaki varlığını ortadan kaldırmaz; yalnızca iade yükümlülüğünün kapsamını etkileyebilir.
TBK’nın 79. Maddesi uyarınca iade yükümlülüğü “elinde kalan zenginleşme” ile sınırlıdır. Ancak bu kural, yukarıda da açıklandığı üzere yalnızca iyiniyetli zenginleşen için geçerlidir.
Gönderenin Fakirleşmesi ve İspat Meselesi
Gönderen, dekont, banka kayıtları ve işlem günlüğü ile yoksullaşmayı kolayca ispatlar. Dijital işlemlerde ispat yükü yönünden önemli bir sorun bulunmaz; asıl tartışma, zenginleşenin parayı harcayıp harcamadığı ve herhangi bir iyiniyet karinesinden yararlanıp yararlanamayacağıdır.
İspat araçları:
- Banka dekontu ve işlem onay mesajı
- Hesap özeti
- FAST/EFT referans numarası
- Mobil bankacılık ekran görüntüleri
- Bankanın yazılı beyanı
Yanlış Alıcının İyiniyet-Kötüniyet Durumu
İyiniyet değerlendirmesi, dijital transferlerde klasik hallerden daha zordur. Uygulamada şu kriterler dikkate alınmaktadır:
- Alıcı hesabına gelen paranın “alışılmışın dışında” olması,
- Alıcının bu paranın kendisine ait olmadığını anlayacak durumda olması,
- Gönderenin bankaca alıcıya ulaşmış olması,
- Alıcının bildirime rağmen parayı kullanmaya devam etmesi,
- Zenginleşenin neden kaynaklandığını araştırmaması.
Yargıtay uygulamasına göre, hesap hareketlerini takip eden makul bir kişinin, kendisine ait olmayan bir paranın hesabına geçtiğini anlaması beklenir. Bu nedenle dijital transferlerde yanlış alıcı, çoğu durumda kısa sürede kötüniyetli hâle gelir.
Geri Verme Yükümlülüğünün Kapsamı
Kötüniyetli zenginleşen:
- Ana parayı,
- Parayı kullanmakla elde ettiği tüm menfaatleri,
- Paranın değer kazanması hâlinde bu artışı,
- Parayı kullanmakla tasarruf ettiği giderleri
iade etmekle yükümlüdür.
İyiniyetli zenginleşen ise elinde kalan miktarı iade eder; parayı tüketmişse sorumluluktan kurtulabilir. Ancak dijital transferlerde iyiniyet süresi genellikle çok kısa olduğu için bu korumanın pratik bir etkisinin kalmadığının belirtilmesi gerekir.
Yargı Kararları Açısından Değerlendirme
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 2022/906 E., 2024/1882 K., 19.12.2024 tarihli kararı çerçevesinde, dijital ödemelerde yanlış alıcıya yapılan EFT transferlerinde bankanın hataya sebep olmadığı ve hesabına geçen parayı genel kredi sözleşmesi kapsamında borca mahsup edebileceği kabul edilerek, alıcının sebepsiz zenginleşmesi halinde yalnızca alıcı şirketin sorumlu tutulabileceği hükme bağlanmıştır; bu karar, TBK m.77 ve devamındaki sebepsiz zenginleşme hükümleri ile uyumlu olarak, dijital ödemelerde iyiniyet-kötüniyet değerlendirmesinin önemini ve yanlış alıcıların geri verme yükümlülüğünü somutlaştırmaktadır.
Benzer şekilde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 43. Hukuk Dairesi’nin 2021/32 E., 2024/257 K., 27.2.2024 tarihli kararı da dijital ödemelerde hatalı transfer ve sebepsiz zenginleşme konusunu net bir örnekle ortaya koymaktadır. Davacı şirket, yurt dışına yaptığı 400.000 USD’lik havalede alıcı IBAN ve isim bilgilerini bildirerek talimat vermiş, ancak davalı banka, alıcı ile IBAN eşleşmesini kontrol etmeden parayı üçüncü bir kişinin hesabına aktarmıştır. İlk derece mahkemesi bankayı özen yükümlülüğünü yerine getirmemekle sorumlu bulmuş ve tazminata karar vermiştir. Ancak istinaf mahkemesi, paranın bankanın malvarlığına geçmediğini, dolayısıyla doğrudan bankaya yöneltilen sebepsiz zenginleşme iddiasının hukuken geçersiz olduğunu ve davacının zarar oluştuğunu ispat edemediğini belirterek davayı reddetmiştir. Karar, makalede ele alınan dijital ödeme hatalarında bankaların ağır objektif özen yükümlülüğünün bulunmasına rağmen, üçüncü kişinin hesabına geçen tutarlarda sorumluluğun sınırlı olabileceğini ve zarar ispatının davacıya ait olduğunu göstermesi açısından önemlidir.
Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi’nin 2016/2980 E., 2017/2998 K., 24.5.2017 tarihli kararında da sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davalarında para transferinin hukuki sonuçları ortaya koyulmaktadır. Bu dosyada davacı, banka müşterisinin izni olmadan davalılara havale edilen 25.000 TL’nin haksız şekilde el değiştirdiğini ileri sürerek tazminat talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, davalılardan birinin para transferini alacak karşılığı aldığını belirleyerek diğer davalılar yönünden davayı reddetmiş, yalnızca belirli davalı açısından davayı kabul etmiştir. Yargıtay, davalı …’ın parayı iyiniyetle iktisap ettiğini ve sebepsiz zenginleşme koşullarının oluşmadığını, ayrıca davalılar … ve …’nin ceza davasındaki yargılamanın henüz tamamlanmadığını ve sorumluluklarının tayini için bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararını ilgili davalılar yönünden bozmuştur. Karar, sebepsiz zenginleşme iddiasının gerçekleşmesi için paranın haksız yere ve geri alınabilir şekilde el değiştirmesi gerektiğini, iyiniyetle iktisap durumunda ise davanın reddedilebileceğini göstermesi açısından önemlidir.
Sonuç
Dijital ödeme sistemlerinin çok hızlı ve yaygın hâle gelmesi, yanlış para transferlerini artırmış ve sebepsiz zenginleşme kurumu dijital ekonomide temel bir çözüm aracı hâline gelmiştir. FAST gibi anlık ve geri alınamaz ödemeler ile kripto varlıklardaki anonim ve teknik olarak geri döndürülemez transferler, yanlış alıcı açısından iyi niyet–kötü niyet değerlendirmesini daha da önemli kılmaktadır. Yargıtay’a göre hesabına olağan dışı bir para gelen kişinin bunu araştırma yükümlülüğü olduğu için, dijital işlemlerde yanlış alıcı çoğunlukla kısa sürede kötü niyetli kabul edilmekte ve parayı harcamış olsa bile iade sorumluluğundan kurtulamamaktadır.
Bankaların sorumluluğu ise hatanın kullanıcıdan mı yoksa bankanın teknik sisteminden mi kaynaklandığına bağlıdır; kullanıcı hatalarında bankaların müdahale imkânı sınırlıyken, sistem kaynaklı hatalarda sözleşmeye dayalı sorumluluk ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak dijital ödeme sistemlerinin hız, anonimlik ve teknik karmaşıklığı, klasik sebepsiz zenginleşme kurallarının uygulanmasını güçleştirmekte ve özellikle kripto varlıklar için daha ayrıntılı, teknolojiye uyumlu düzenlemelere ihtiyaç doğurmaktadır.










