Dil

+90 (212) 217 12 55 +90 (212) 217 12 54 info@kilinclaw.com.tr

Makaleler

Kategoriler

Arşiv

Telefon
+90 (212) 217 12 55
Haziran 29, 2022

Tüzel Kişilerde Fiil Organı Kavramı Ve Eylemlerinin Doğurduğu Sonuçlar

Taşımacılık Hukuku
Okunma Süresi: 4 dakika

Fiil ehliyeti; hukuki işlem ehliyeti, haksız fiilden sorumlu olma ehliyeti ve dava ehliyetini bünyesinde barındıran hak ve borç edinme ehliyeti olarak adlandırılabilir. Fiil ehliyeti gerçek kişilerde ayırt etme gücüne sahip olma, ergin olma ve kısıtlı olmama şartlarına bağlanmışken tüzel kişilerin fiil ehliyeti kanun ve kuruluş belgeleri ile meydana gelen organlarına verilmiştir. Gerçek kişiler ve tüzel kişiler arasında fiil ehliyeti hususundaki bu fark, hukuka aykırı fiiller ve hukuki işlemler açısından farklı sonuçlar meydana getirmektedir. İşbu makalemiz ile tüzel kişiler kapsamında fiil ehliyetine sahip fiil organı ve fiil organının hukuka aykırı filleri ve hukuku işlemlerinin doğurduğu farklı sonuçlar ele alınacaktır. 

  • TÜZEL KİŞİLERİN ORGANLARI

Tüzel kişilerin gerçek kişilerin aksine kendi iradesi bulunmaması sebebiyle, tüzel kişilerin iradelerinin oluşması ve açığa çıkması organları aracılığıyla meydana gelir. İşbu husus Türk Medeni Kanunu’nun (“TMK”) 49. maddesinin “Tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyetini kazanır” hükmü ile belirtilmiştir. Tüzel kişinin organlarının yansıttığı irade, tüzel kişinin iradesi olarak kabul edilmekte olup her tüzel kişinin sahip olması gereken zorunlu organları ilgili tüzel kişinin özellikleri dikkate alınarak belirlenir.

. Tüzel kişi şekli organını oluşturan kişilere verilen karar alma yetkisi ile tüzel kişinin iradesi üçüncü kişilere açıklanmakta ve hukuki ilişkilerde tüzel kişi adına hareket edilmektedir. İşbu sebeple şekli organlar kanundan veya tüzel kişiliğin kuruluş belgesinden kaynaklanan bir temsil yetkisini kullanarak tüzel kişiliği borç ve yükümlülük altına sokmaktadır.

Fiili organ ise Yerleşik İçtihat Kararları ve doktrinde; tüzel kişiliğin organı olarak seçilmiş veya atanmış olmasalar dahi fiilen organ görevini icra eden kişi ve/veya kişiler olarak tanımlanabilmektedir. Örneğin; anonim şirketlerde şekli organlar haricinde yönetim kuruluna ait görevleri yerine getiren kişi veya kişilerin fiili organ olarak nitelendirilmesi mümkündür. Ancak fiili organın her zaman, şekli organ gibi kanundan veya kuruluş belgesinden kaynaklanan bir temsil yetkisi bulunmadığı kanaatindeyiz. Organların temsil yetkisine haiz olup olmaması, organların gerçekleştirdiği hukuki işlemler ve hukuka aykırı eylemlere ilişkin tüzel kişiliğin sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceği hususunda önem arz etmektedir.

  • ORGANLAR TARAFINDAN GERÇEKLEŞTIRILEN HUKUKI İŞLEMLERDE TEMSIL YETKISI VE İŞLEMLERIN TÜZEL KİŞİYE ETKİSİ

. TMK 50. madde hükümleri;

 “Tüzel kişinin iradesi organları aracılığıyla açıklanır. Organlar, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar. Organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlulardır.”

demek suretiyle fiil ehliyetine sahip tüzel kişi organlarının hukuki işlemlerinin ve bütün fiillerinin tüzel kişi açısından bağlayıcı olması sebebiyle bu işlemlere ilişkin tüzel kişinin sorumluluğunun doğduğunu belirtmiştir. Madde hükümlerinde geçen “hukuki işlemlerin ve bütün fiiller” ifadesi geniş yorumlanarak; organların hukuken yetkili olduğu tüm hukuki işlemler ve hukuka aykırı eylemler olarak değerlendirilebilmesi sebebiyle temsil yetkisine sahip organların hukuki işlemlerinin yanı sıra hukuka aykırı eylemlerinin de tüzel kişiyi sorumluluk altına sokacağı kanaatindeyiz. 

Tüzel kişinin organları tarafından yapılan hukuki işlemlerine ilişkin sorumlu olması, organın temsil yetkisini kullanmasının bir sonucudur. Temel kural temsil yetkisine sahip olan organın hukuki işlemlerinin tüzel kişiyi bağladığı ancak temsil yetkisi mevcut olmayan organların gerçekleştirdiği hukuki işlemlerin tüzel kişiyi bağlamayacağıdır. TMK hükümleri tüzel kişi adına üçüncü kişilerle hukuki işlem yapma yetkisini derneklerde yönetim kuruluna, vakıflarda ise yönetim organına atfetmiştir. Bu sayılı organların dışındaki organların herhangi bir yönetmelik, tüzük, kanun vb. yazılı bir kural olmadığı sürece yaptığı hukuki işlemler temsil yetkisi olmaması sebebiyle tüzel kişiyi bağlamayacaktır. 

  • FİİLİ ORGANLARIN HUKUKİ İŞLEMLERI VE HUKUKA AYKIRI EYLEMLERİNİN SONUÇLARI

Organın hukuki işlemlerinin tüzel kişiyi sorumluluk altına sokması, organ sıfatına bağlı bir temsil yetkisinin sonucu olup fiili organın kanundan veya kuruluş belgesinden doğan bir temsil yetkisi olmaması sebebiyle hukuki işlemler kıstasında tüzel kişiyi sorumluluk altına sokmaması gerektiği kanaatindeyiz. Fiili organın tüzel kişiyi temsil yetkisi bulunmaması sebebiyle üçüncü kişiler ile gerçekleştirdiği hukuki işlemlerde Türk Borçlar Kanunu’nun 46. maddesi hükümlerinde belirtilen yetkisiz temsil meydana gelmektedir. Yetkisiz temsil hükümleri uyarınca ortada geçerli bir temsil olmaması sebebiyle, yetkisiz temsil ile yapılan işlemlerin temsil olunanı bağlaması için bazı şartlar mevcuttur. Bu şartlar kısaca; (i) temsil olunanın hukuki işleme sonradan onay vermesi, (ii) temsil olunanın üçüncü kişilere bildirdiği ve üçüncü kişilerde güvene neden olan bir dış temsil yetkisinin mevcut olmasıdır.  

İşbu istisnalar olmadığı takdirde hukuki işlemler açısından yetkisiz bir temsil söz konusu olacağı için fiili organ tarafından yapılan hukuki işlemlerin tüzel kişiyi bağlaması söz konusu olmamaktadır. Ancak fiili organın hukuka aykırı eylemlerinin tüzel kişiye etkisi farklı şekilde değerlendirilmektedir. Hukuki işlemlerin aksine, hukuka aykırı eylemlerin sonuç doğurması için herhangi bir temsil yetkisinin bulunması gerekmediği için, doktrin üçüncü kişileri olası zararlardan korunması amacıyla fiili organ olarak hareket eden kişilerin hukuka aykırı eylemlerinden tüzel kişinin sorumlu olduğuna kanaat getirmiştir. Fiili organ her ne kadar kanun veya tüzel kişiliğin kuruluş belgeleri kapsamında belirtilen bir yetkili bir organ olmasa da, tüzel kişinin iradesini oluşması ve üçüncü kişilere açıklanmasında rol oynaması sebebiyle üçüncü kişiler tarafından organ olarak değerlendirilmektedir. Bu makul değerlendirme sebebiyle üçüncü kişinin hukuka aykırı eylemler sebebiyle ortaya çıkan zararının tazmininde tüzel kişinin sorumluluğu bulunmaktadır. 

Fiili organın hukuka aykırı eylemleri organın kusuru olarak değerlendirilebilecek olup TMK madde 50.3. hükümleri bu hususa ilişkin fiili organın kusurlu davranışı kişisel sorumluluğu kapsamında olduğunu belirtmiştir. İşbu sebeple organın hukuka aykırı eylemleri sonucunda meydana gelen zararın tüzel kişi tarafından tazmin edilmesi halinde tüzel kişinin kusurlu organa rücu etme hakkı bulunabileceği kanaatindeyiz.

  • SONUÇ

Tüzel kişilerin fiil ehliyetlerini organları aracılığıyla kullanması, yapılan hukuki işlem ve hukuka aykırı eylemlerin sonucunun tüzel kişi açısından ne şekilde ve ne kadar bağlayıcı olacağı konusunda tartışmaya sebebiyet vermektedir. Kanun veya tüzel kişinin kuruluş belgelerinde öngörülen şekilde kurulan ve varlığını sürdüren şekli organların yanı sıra tüzel kişi bünyesinde atanmış veya seçilmiş olmamakla birlikte fiili olarak organ görevi icra eden kişi/kişiler fiili organ olarak tanımlanmıştır. Ancak şekli organların aksine temsil yetkisine sahip olmayan fiili organın tüzel kişi adına gerçekleştirdiği hukuki işlemlerin temelinde yetkisiz bir temsil söz konusu olması sebebiyle organları tarafından yapılan hukuki işlem ve diğer eylemlerin borç altına sokacağı kuralına bir istisna getirmektedir. 

Doktrin, fiili organın temsil yetkisine sahip olmaması, üçüncü kişilerle gerçekleştirdiği hukuki işlemler açısından tüzel kişiyi bağlamamasına sebebiyet verirken, temsil yetkisi olmamasına rağmen üçüncü kişilerde tüzel kişinin bir parçası olarak hareket ettiğine dair güvene sebebiyet vermesi sebebiyle organ olarak bulunduğu hukuka aykırı eylemlerine ilişkin olarak tüzel kişinin sorumluluğuna gidilebileceği kanaatindedir.

MAKALELER SAYFASINA DÖN

@