Ara
Close this search box.
Ara
Close this search box.

,

Aralık 21, 2023

İş Kazası ve Meslek Hastalığından Doğan Maddi̇ ve Manevi̇ Tazmi̇natlar

İŞ KAZASI NEDİR?

Doktrin ve Yargıtay tarafınca da genel kabul gören tanıma göre iş kazası, işçinin, işverenin hakimiyeti altında bulunduğu sırada, onun için ifa ettiği işten veya iş dolayısıyla dış bir sebeple aniden meydana gelen bir olay sonucu uğramış olduğu kazadır. Bu bağlamda iş kazası ile meslek hastalığı ayrımında iş kazasının daha ziyade aniden meydana gelen bir olaydan tahakkuk etmesi hususunun önem arz ettiği görülecektir. Bu sebepten dolayı, meydana gelen olay zaman içerisinde işçideki ruhsal ve bedensel bozukluğu arttırmakta ise iş kazasından değil, meslek hastalığından söz etmek gerekecektir.

MESLEK HASTALIĞI NEDİR?

Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleri olarak tanımlanmaktadır. Meslek hastalıklarını, diğer hastalıklardan ayıran en mühim özellik “üretim” kaynaklı olmasıdır.

İŞVERENİN HUKUKİ SORUMLULUĞUNUN KAYNAĞI

Mevzuatımız iş sağlığı ve güvenliği hususunda işverene bazı yükümlülükler getirmektedir. İşveren ile işçi arasında iş sözleşmesine dayalı olarak kurulan hukuki ilişki mütekabil sorumluluklar ve borçlar doğurmaktadır. İşçi, işverene karşı sadakat borcunu yerine getirirken, işveren de işçilerinin iş sağlığı ve güvenliğini sağlamalı, işçiyi korumalı ve gözetmelidir.

İŞ KAZASININ SGK’YA BİLDİRİMİ VE BU KAPSAMDA İŞVERENİN SORUMLULUĞU

İş kazası, işveren tarafından, yetkili kolluk kuvvetlerine ve 3 (üç) iş günü içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna (“SGK veya Kurum”) bildirilmelidir. Kaza kuruma bildirilmez ise kaza geçiren işçi SGK tarafından sağlanan yardım ve ödenekleri alamayacaktır. Ancak olayın bir iş kazası olduğu bir şekilde tespit edilir ve durum Kuruma intikal ederse, işveren kazayı bildirmemiş olsa bile işçi SGK tarafından sağlanan iş göremezlik ödeneğini alacaktır.

İş kazasının bildirilmemesi durumunda işveren de zarara uğrayacaktır zira kazanın kuruma bildirilmemesinin işveren tarafından ilk yaptırımı idari para cezası olup bir diğer sonucu ise SGK tarafından 4/a kapsamında çalışan sigortalı işçiye ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin kurum tarafından işverenden tahsil edilmesidir.

Bunun yanında, işverenin kastı ile iş kazası meydana gelmişse veya işverenin kastı olmaksızın iş sağlığı ve iş güvenliği gerekliliklerine aykırı bir hareketi ile iş kazası meydana gelmişse bu durumda SGK tarafından işçiye yapılan ödemeler işverene rücu edilir.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 4. hükmü uyarınca ise 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce SGK’ya başvurmanın zorunlu olduğu belirtilmiştir. Bunun yanında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.3.2019 T., 2015/21-3101 E. ve 2019/299 K. sayılı ilamında; “İş kazasından dolayı işverene karşı açılacak maddi tazminat davaları, SGK tarafından yapılan yardımlar ve bağlanan gelirlerle karşılanmayan zararın giderilmesi ilkesine dayanır.” şeklinde belirtilmiş olup neticeten dava açmadan önce SGK’ya başvuru yapılmasının ve sonuca göre dava açılmasının her halükârda lehe olacağı görüşündeyiz.

TALEP EDİLEBİLECEK TAZMİNAT KALEMLERİ

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) m. 417/3 hükmüne göre işverenin mevzuatta öngörülen yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi nedeniyle oluşan ve işçinin ölümüne veya beden bütünlüğünün ihlaline sebebiyet veren iş kazasında, işçinin ve ölümü halinde yakınlarının uğradığı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayanılarak işverenden talep edilebilecek olup buna ek olarak TBK m. 53 ve 54 hükümlerine göre ölüm veya yaralanma halinde haksız fiil hükümlerine de dayanılabilecektir. Buna göre işçi tarafından, bedensel zarar halinde tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kaybı, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kaybı istenebilecek olup ölüm halinde ilaveten cenaze giderlerinin, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplarının karşılanması da talep edilebilir.

İşçinin kaza sebebiyle kalıcı bir sakatlığı bulunmamasına rağmen belli bir süre işten uzak kalması nedeniyle geçici olarak çalışamadığı dönemlerde yaşadığı maddi kayıplar SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneğinden karşılanmakta olup bunun için ilgili iş yerinde meydana gelen kazanın Kurum tarafından iş kazası olarak nitelenmesi ve çalışanın, kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurulu raporlarında belirtilen istirahat süresince geçici olarak iş görememesi gerekmektedir.

Sürekli iş göremezlik ise iş kazası sonucunda çalışanın işgücünde kalıcı bir düzeyde azalma bulunması hali olup bu durumda işçinin sürekli iş göremezlik ödeneğinden yararlanabilmesi için SGK tarafından yetkilendirilmiş sağlık kurullarından alınan raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca çalışanın meslekte kazanma gücünün en az %10 oranında azalmış olduğunun tespiti gerekmektedir.

Kaza neticesinde ölüm hadisesinin gerçekleştiği zaman ortaya çıkacak bir başka tazminat türü de destekten yoksun kalma tazminatıdır. İş kazası kaynaklı ölüm olayı sonucunda müteveffanın bakmakla yükümlü olduğu kişilerin vefat edenin desteğinden yoksun kalacak olması hasebiyle bu tazminat müteveffanın yakınlarınca talep edilmektedir. Destekten yoksun kalma tazminatındaki düşünce, ölen şahsın yaşamaya devam etmiş olması halinde bakmakla yükümlü olduğu ihtiyaç sahibi kişilere yönelik desteğinin devam edecek olmasıdır.

Maddi tazminat kalemlerinin yanında iş kazası sonucunda işçinin veya işçi yakınlarının manevi zarara da uğraması olağan olup manevi zararlarının tazmini SGK tarafından karşılanmamaktadır. Bu nedenle iş kazası geçiren işçi ve yakınları, işverenden manevi tazminat talebinde bulunabilecek olup bu talep işverene karşı maddi tazminat talebiyle birlikte ileri sürülebilmektedir. Kaza geçiren işçinin manevi tazminat talep edebilmesi için kaza nedeniyle mutlaka malul kalmış olması zorunluluğu aranmamakta olup manevi tazminatın mahkemece takdirinde zarar görenin geçirdiği tedavi süreci, meydana gelen zararın ağırlığı ve kalıcılığı, zararın etkileri gibi birden fazla faktör dikkate alınmakta ve kaza sebebiyle malul kalmamış işçi için işçinin lehine olacak şekilde manevi tazminata hükmedilebilmektedir.

Yazarlar

Mevra Baran Akkoyun

Mevra Baran Akkoyun

Kıdemli Avukat

Kılınç Hukuk ve Danışmanlık

Kılınç Hukuk ve Danışmanlık