Dil

+90 (212) 217 12 55 +90 (212) 217 12 54 info@kilinclaw.com.tr

Makaleler

Kategoriler

Arşiv

Telefon
+90 (212) 217 12 55
Temmuz 22, 2022

Türk Hukuku’nda Convertible Note Sözleşmeleri

Şirketler Hukuku
Okunma Süresi: 3 dakika

A. GİRİŞ – Convertible Note Sözleşmeleri Nedir?

Esasen Amerikan Hukuku özelinde geliştirilen Convertible note sözleşmeleri, Türk Hukuku’nda “Paya Dönüştürülebilir Borç” olarak uygulanmaktadır. Convertible note yatırım türünde yatırımcılar, özellikle tohum yatırım aşamasında olan girişim şirketine finansman sağlamak amacıyla borç vermektedir. Bu sistemde yatırımcı tarafından verilen borç, belirlenen koşullar gerçekleştiğinde bir sonraki veya ileriki vadelerdeki turlarda şirket hissesine dönüşmektedir.

Convertible note sistemi, genel olarak konvansiyonel metot olan bağımsız değerlemeye dayalı yatırımlardan farklı olarak yatırımcının girişim şirketine biçtiği değer üzerinden şirkete hisse senedine dönüştürülebilir bir borç vererek şirketin daha önceden kararlaştırılan değere ulaşmasını sağlamaya çalıştığı ve şirket nezdinde pay sahipliği kazandığı bir sistemdir.

B. CONVERTIBLE NOTE / LOAN SÖZLEŞMELERİ TANIMI VE TÜRK HUKUKU’NDA UYGULANABİLİRLİĞİ

Türk Hukuku’nda şirketlerin kendi paylarını edinme yasağı sebebi ile konvansiyonel metotta bir Convertible Note Sözleşmesi tip sözleşme olarak düzenlenememektedir. Bu sebeple, Türk hukuk sisteminde ilgili sözleşme tipinin yürürlük ve geçerliliği, Borçlar Hukuku’ndaki sözleşme serbestisi ilkesine dayanmakta ve tarafların iradelerini yansıtmaktadır. 

Bu çerçevede, Convertible Note Sözleşmeleri özelinde, Amerikan Hukuk sisteminde, şirket ile yapılan bir Convertible Note sözleşmesinde, yatırımcının şirkete verdiği borç karşılığında, şirketin kendi hisselerini şirket bünyesinde tutacağı ve sözleşmede düzenlenen “trigger” ve/veya tetikleyici işlem olayının gerçekleşmesi durumunda taahhüt edilen hisseleri yatırımcıya teslim edeceği şeklinde bir yapı kurulmaktadır. İlgili “trigger” olayı şirketin yeni bir yatırım turuna girmesi, belli bir sürenin geçmesi veya şirketin daha önceden belirlenmiş bir kritere yönelik yeterli sermaye veya değerleme oranına erişilmesi gibi taraflarca kararlaştırılabilecek herhangi bir işlem olarak kabul edilebilecek olup, “trigger” olayının gerçekleşmemesi durumunda verilen borcun hangi şekilde yatırımcıya geri ödeneceği ise yine sözleşmede düzenlenecektir. 

Bunun için halihazırdaki yerel uygulamada tescil için yatırımcının şirket ortağı olması şartı arandığından çoğunlukla sermaye artırımından hemen önce yatırımcıya sembolik olarak 1 (bir) adet pay verilerek şirket ortağı haline getirilmektedir. Daha sonrasında yeni ihraç edilen paylara şirketten olan alacakları karşılığında, paya dönüştürülebilir borç vermiş şirket ortağı yatırımcıların iştirak edebileceği sermaye artışı gündemli bir genel kurul yapılmaktadır. 

Türk hukukunda henüz çok yer edinmiş bir kavram olmamasına rağmen Sermaye Hareketleri Genelgesi’nde (“Genelge”) 11 Mayıs 2020’de yapılan bir değişiklikle paya dönüştürülebilir borç (convertible debt) kavramının hukuki bir zemine oturtulması için ilk adımlar atılmaya başlanmıştır. Genelge’nin, “Sermaye artırımında pay bedellerinin ödenmesi” başlıklı 6. maddesinin 12. fıkrası uyarınca; Türkiye’de yerleşik kişiler ile yurt dışında kurulu girişim sermayesi fonları arasında döviz cinsinden akdedilen paya dönüştürülebilir borç sözleşmelerinde, aşağıda belirtilecek şartların sağlanması kaydıyla sözleşmenin tarafı Türkiye’de yerleşik kişinin hesabına transfer edilen dövizle ilgili olarak; döviz kredisi kullanımının genel kurallarına dair Genelge’nin 14. maddesi kapsamında düzenlenen şartların sağlanması zorunluluğu aranmayacaktır:

  1. Borcun, transfer tarihinden itibaren azami 12 ay içerisinde sermayeye ekleneceğine ilişkin açık bir hükmün yer alması,
  2. Şirketin infisahı veya tasfiyesi haricinde söz konusu tutarların mutlaka sermayeye ekleneceğine (borç olarak devam etmeyeceğine) ilişkin bir hükmün bulunması ve
  3. Transfer edilen tutarın tamamının sermayeye ekleneceğine ilişkin bir hükmün olması.

Ancak bu işlem özelinde, Türk hukukunca izin verilen ve Genelge çerçevesinde döviz kredisi olarak kabul edilmeksizin Şirket hesabına yatırılmasına izin verilen husus yalnızca; Türkiye’de varlığını sürdüren bir girişim şirketine, yabancı bir yatırım fonunun convertible note sistemi̇ ile yatırım yapılmasıdır. İşbu Genelge, Türk şirketleri tarafından yapılan yatırım işlemlerini kapsamamaktadır. 

Bu kapsamda sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesine yatırımlar ve hisse devirleri kapsamında uygun yapıyı kurmak mümkün olabilecektir. Uygulamada yatırımcılar convertible note sözleşmeleri vasıtasıyla girişim şirketlerine kendi yaptıkları değerleme ve öngördükleri başarıya uygun olarak, genellikle 12-24 ay vadeli olarak (kimi zaman bu süre daha kısa sürebilir) borç vermektedir. Bu vesile ile çok yeni olarak kurulan şirkete nakit akışı ve finansman sağlanarak erken aşamada şirket ve yatırımcı lehine olacak bir anlaşma zemini oluşturulmaktadır.

Bunun yanında, uygulamada convertible note sözleşmelerinde ekseriyetle, tetikleyici yatırım turundaki yatırımcılar ile imzalanacak olan hissedarlar sözleşmesine (“SHA”) katılma taahhüdü eklenmektedir. Bu hükmün sonucu olarak, convertible note ile yatırım yapan yatırımcılar ile ayrıca hissedarlar sözleşmesi için müzakere yapılmamakta, convertible note ile yatırım yapan yatırımcılar ilgili yatırım turunda yatırım yapan yatırımcılar ile eş haklara sahip olacaklarını önceden kabul etmektedir.

C. SONUÇ OLARAK

Convertible Note mekanizmasının temeldeki amacı şirketin ilk aşamada açık bir değerlemeye tabi tutulmaksızın nakit akışının sağlanması ve bu olurken yatırımcının değerlenme potansiyeli bulunan bir şirkette hissedar olarak parasını geri alma imkanının olmasıdır. Böylece erken aşamada şirkete yatırım yapan yatırımcının hisse ediniminde indirim uygulanmış olmaktadır.

Sözleşmede taraflar şirketin değerine ilişkin kendi değerlemelerini yapmaktadırlar ve işbu husus, şirkete ve yatırımcıya geri ödeme ve yatırımı paya dönüştürme için kendi şartlarını belirleme konusunda daha fazla esneklik sağlamaktadır.  Bu kapsamda, değerleme sürecinin ve hisse oranı, yatırımcının şirket nezdindeki hakları ve genel olarak hissedarlık sözleşmesinden kaynaklanan müzakere ortadan kaldırılması ve yatırımın bir an önce şirkete kazandırılması amaçlanmaktadır. Convertible note sahipleri, convertible note’un vadesine kadar girişim şirketine yaptıkları yatırımın paya dönüştürülmesini beklemekle yükümlüdür, vade dolduğu halde yatırımın paya dönüştürülmediği hallerde ise yapılan yatırımı belirlenen faizi ile birlikte geri isteme hakkına sahiptirler. 

Türk Hukuku kapsamında Convertible Note Mekanizmasının uygulanabilirliği her ne kadar tartışmalı ve sınırlı olsa da borçlar hukuku kaynaklı “sözleşme serbestisi” kapsamında bu mekanizmanın zaman zaman işletildiği uygulamada görülmekte olup özellikle girişimci ekosisteminin ülkemizdeki gelişimi göz önüne alındığında, ilgili yatırım araçlarına başvurma sıklığının her geçen gün arttığı gözlemlenmektedir. Yine de belirtmekte fayda vardır ki kanun kapsamında tipik olarak düzenlenmeyen bir husus olan Convertible Note türünde doğabilecek ihtilafların taraflar açısından çözümü karmaşık olabilecektir. Bu nedenle Convertible Note ve beraberindeki SHA maddelerinin detaylıca hazırlanması ve işbu sözleşmelerin yazılma ve müzakere süreçlerinde konunun uzmanı bir hukuki danışmandan destek alması ekseriyetle tavsiye edilmektedir. 

Saygılarımızla,

Kılınç Hukuk & Danışmanlık

Şirketler Hukuku
Kılınç Hukuk & Danışmanlık şirketler hukuku departmanı, yerli ve yabancı nitelikteki her nevi türden yatırım projelerinin geliştirilmesine...

DAHA FAZLA MAKALELER SAYFASINA DÖN
@