Ara
Close this search box.
Ara
Close this search box.

,

Aralık 21, 2023

Türk Hukukunda Brokerlerin Hak ve Yükümlülükleri

GİRİŞ

Deniz ticaretinde sözleşme kurulmasına aracılık edilmesi işlemlerine geçmişten günümüze çeşitli üçüncü kişilerin aracılık ettiği görülmektedir. Bu kişiler somut olay özelinde farklı görünüm ve niteliklere sahip olabilmekte olup navlun, gemi satışı ve çarter sözleşmeleri gibi çeşitli sözleşmelere aracılık edebilmektedirler. İşbu yazımızda bu üçüncü kişilerden olan brokerlerin Türk hukukundaki niteliği ile ilgili mevzuat uyarınca belirlenmiş hak ve yükümlülükleri incelenecektir. 

BROKERLERE İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER İLE BROKERLERİN HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Türk hukukunda doğrudan doğruya brokerlerin hak ve yükümlülüklerini belirleyen özel düzenlemeler bulunmamaktadır. Bu nedenle brokerlerin hangi düzenlemelere tabi olacağı ve benzer hukuki kavramlarla ilişkisi doktrinde tartışılmıştır. Her ne kadar brokerlik, vekalet, komisyonculuk, ticari vekillik veya acentelik gibi farklı hukuki kavram ve müesseselerle benzerlikler gösterse de brokerliğin niteliğine en uygun düşen düzenlemelerin simsarlığa ilişkin düzenlemeler olduğu söylenebilecektir. Simsarlığa ilişkin düzenlemeler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 520 ila 525. maddeleri arasında düzenlenmiş olup TBK simsarlık sözleşmesini “simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşme” olarak tanımlamıştır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, simsarın temel yükümlülüğü taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanması veya sözleşme kurulmasına aracılık edilmesi faaliyeti olup simsar bu faaliyetinin başarı ile sonuçlanması halinde ücrete hak kazanacaktır. 

Bu kapsamda brokerin yükümlülüklerini iki ana başlık altında incelemek mümkün olup bunlar “simsarlık faaliyetinde bulunma yükümlülüğü” ile “sadakat ve özen yükümlülüğü”dür. Simsarlık yani brokerlik faaliyetinde bulunma yükümlülüğünün niteliği hakkında tartışmalar bulunmakla birlikte doktrinde baskın görüş bunun bir borç değil “külfet” niteliğinde olduğudur. 

Yani, başka bir deyişle şayet broker aracılık faaliyetlerini yerine getirir ve sözleşme meydana gelirse ücrete hak kazanacak olup taraflar arasında sözleşmenin meydana gelmediği halde dahi brokerin sözleşmeye aykırı davrandığından bahsedilemeyecektir. Brokerin brokerlik sözleşmesi içinde olduğu iş sahibinin isteklerine uygun karşı tarafları araştırması ve bulduğu uygun karşı tarafları iş sahibine önermesi suretiyle sözleşmenin kurulmasına aracılık etmesi işbu yükümlülüğünün kapsamını oluşturtmaktadır. Brokerin bir diğer yükümlülüğü ise tüm bu iş ve işlemleri sadakatli ve özenli bir şekilde yürütmesidir. TBK’nın 520. Maddesinde simsarlık sözleşmelerine kural olarak TBK’nın vekalete ilişkin hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş olup bu hüküm uyarınca vekalet hükümlerinin nitelikleri uygun düştüğü ölçüde brokerlik sözleşmelerine de uygulanması gerekmektedir.

Brokerin bahse konu sadakat ve özen yükümlüğünün temelini ise üstlendiği işi dürüstlük kurallarına uygun ifa etmesi oluşturur. Bu yükümlülüğün öncelikli gerekliliği ise brokerlik sözleşmesinin karşı tarafının talimatları doğrultusunda hareket etmektir. Brokerin özen yükümlülüğünün kapsamını TBK 506/III maddesinin çizdiğini söylemek mümkün olup brokerin iş sahibi için en uygun şartları yaratma, iş sahibini uyarma, aracılık ettiği tarafı koruma ve basiretli bir broker olarak davranmakla yükümlüdür. 

Brokerin söz konusu faaliyetleri kapsamındaki hakları ise öncelikli olarak ücret hakkı ve şayet taraflar kararlaştırmış ise masrafları talep etme hakkıdır. Brokerin ücret hakkı iş sahibinin asıl edim borcunu oluşturmakta olup brokerin aracılık yaptığı sözleşmeler için ücrete hak kazanmasının ancak sözleşmelerin kurulması halinde mümkün olacağı TBK’nın 521. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu halde, şayet sözleşme kurulursa broker, broker ile iş sahibi arasında anlaşılan ücrete hak kazanacaktır. TBK, tarafların kendi aralarında ücret belirlememiş olması halini de düzenlemiştir. Bu itibarla şayet taraflar arasında bir ücret belirlenmemişse tarifeye, tarife de yoksa teamüle bakılacaktır. Ayrıca, brokerin sözleşmesinde yapılan giderlerin kendisine ödeneceği kararlaştırılmışsa, brokerin faaliyeti sözleşmenin kurulmasıyla sonuçlanmamış olsa bile yaptığı giderler ödenecektir. Ancak brokerin ücrete ve yaptığı giderlere ilişkin haklarını kaybetmesi de mümkün olup bu durum brokerin üstlendiği borca aykırı davranarak diğer tarafın menfaatine hareket etmesi veya dürüstlük kurallarına aykırı olarak diğer taraftan ücret sözü alması halinde gerçekleşecektir.  

SONUÇ

Deniz yolu ile taşımacılık sektöründe ulusal ve uluslararası alanda tarafların bir araya getirilmesi ve aralarında sözleşmesel bir ilişki akdedilerek arzulanan taşıma işinin ifası kapsamında brokerler önemli bir yere sahiptir. Brokerlerin yaptıkları aracılık işi kapsamında bazı hakları ve yükümlülükleri mevcut olup bunların tespitinde TBK’nın simsarlığa ilişkin hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Bu kapsamda brokerlerin faaliyetleri karşılığında ücret ve şayet tarafların anlaşması bu yöndeyse yaptıkları masrafları talep etme hakları olduğu gibi üstlendikleri işi sadakat ve özen yükümlülüğüne uyarak yerine getirme yükümlülükleri bulunmaktadır.

Kaynak:

  1. ÜNSAL, Deniz Hukukunda Brokerlik, 2019

Yazarlar

Duygu Doğan Şahiner

Duygu Doğan Şahiner

Ortak

Laçin Özer

Laçin Özer

Avukat