Ara
Close this search box.
Ara
Close this search box.

,

Aralık 21, 2023

Banka Teminat Mektuplarının Hukuki Niteliği ve Paraya Çevrilmesi

1. Giriş

Banka teminat mektuplarının hukuki niteliğini tespit etmek, teminat mektubunun doğuracağı hüküm ve sonuçlarını doğrudan etkileyeceğinden oldukça önemlidir. Ancak, banka teminat mektubunun hukuki niteliği bugüne kadar doktrinde ve uygulamada oldukça tartışılmıştır zira Türk hukuku bakımından banka teminat mektubunu düzenleyen bir regülasyon çalışması şimdiye kadar yapılmamıştır.

2. Banka Teminat Mektubunun Hukuki Niteliği

Teminat mektubunun hukuki niteliği açısından doktrinde üç görüş savunulmakta olup bu görüşlerden ilki banka teminat mektubunun bir kefalet sözleşmesi niteliğinde olduğu yönünde iken diğer görüş ise bu ilişkinin garanti sözleşmesi olduğu yönündedir. Bu iki görüşe ilaveten öğretide üçüncü görüş olarak ise banka teminat mektuplarının karma nitelikte sui generis sözleşmeler olduğu savunulmaktadır.

Yukarıda bahsedilen öğretideki bu görüş farklılıklarının nedeni, Yargıtay’ın 1967 yılına kadar vermiş olduğu kararlarda banka teminat mektubunu bazen kefalet sözleşmesi olarak bazense garanti sözleşmesi olarak tanımlamış olmasıdır. Ancak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 13.12.1967 T., 1966/16 E., 1967/7 K. sayılı;

“Bankanın sıfatı teminatı veren olduğundan, taahhüdü, esas sözleşmeyi yapan taraflardan ve esas akitten ayrı ve tamamen müstakildir. Bankanın taahhüdü lehdarın borcunun geçerliliğine ve varlığına bağlı olmaksızın garanti taahhüdü olarak tecessüm eder. Bir kimse, asıl borçlunun ileri sürebileceği itirazlara bakılmaksızın borcun yerine getirilmemesinden doğan zararın tazminini kabul etmesi halinde o kimseye garanti veren durumundadır. Üçüncü şahsın fiilini garanti eden, yani bu şahsın bir şey yapacağını başkasına vaat eden şahıs müstakil bir taahhüt altına girmiştir.”

şeklindeki ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 11.06.1969 T., 1969/4 E. ve 1969/6 K. sayılı;

“… banka gümrük idaresine karşı onun isteği üzerine, hiçbir itiraz dermeyan etmeden ve hüküm istihsaline mahal kalmadan bu parayı ödemeyi kabul etmekle esas borcun hukuken mevcut, muteber ve dava edilebilir olduğuna dair kefilin Borçlar Kanunu’nun 497 inci maddesine göre ileri sürmekle mükellef olduğu derileri dermeyan etmekten feragat etmek suretiyle asıl borçtan müstakil olarak bir taahhüt altına girmiş durumdadır. Asıl borçlu bu derileri dermeyan etmek hakkım haiz ve kefilde kanunen buna mecbur olduğu halde banka bunları ileri sürmekten feragat etmek suretiyle asıl borçludan daha ağır bir külfet altına girmiş durumdadır. Kefil asıl “borçludan daha fazla mükellefiyet altına giremez. Bu sebeple defilerden bidayette feragat bu şarkın hükümsüzlüğünü icap ettirmeyip aktin vasfını tayinde bir kıstas olarak alınması gerekmektedir.”

şeklindeki içtihadı birleştirme kararıyla birlikte Yargıtay bu konudaki görüşünü net bir şekilde ortaya koymuş ve banka teminat mektubunun hukuki niteliğinin kefalet değil garanti sözleşmesi olduğuna hükmetmiştir.

Bu çerçevede banka teminat mektubu, 6100 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 128. maddesi; “Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmü uyarınca, üçüncü kişi konumunda olan lehtarın borcunu yerine getirmemesi ve/veya banka teminat mektubunda belirtilen diğer risklerin doğmuş olması halinde muhatabın uğrayacağı zararları karşılamayı taahhüt etmektedir.

3. Banka Teminat Mektubunun Paraya Çevrilmesi

Banka teminat mektubu, temel ilişkide lehtarın muhataba olan borcunu hiç veya gereği gibi yerine getirmemesi sonucunda muhatabın zarara uğraması ve dolayısıyla riskin gerçekleşmesi durumunda muhatabın bankaya müracaat ederek talepte bulunması halinde paraya çevrilebilmektedir. Bu meyanda normal şartlar altında teminat mektubunun, muhatabı tarafından, risk gerçekleştikten sonra paraya çevrilmesi gerekirken risk gerçekleşmeden mektubun paraya çevrilmesi halinde lehtar, borçlarını tamamen ifa ettiğini ve paraya çevirme talebinin haksız olduğunu iddia ederek temel ilişki çerçevesinde teminat mektubu bedelinin iadesini ve bu yüzden uğradığı zararların tazminini talep edebilir.

Muhatabın ödeme talebine ilişkin olarak herhangi bir şekil şartı düzenlenmemiştir. Buna karşın uygulamada, teminat mektubu metninde ilk yazılı talepte ödeme şartının kararlaştırıldığı sıklıkla görülmektedir. Taleple birlikte bankaya ek bilgi ve/veya belge sunumunun gerekip gerekmediği hususu açısından ise teminat mektubu metni referans alınmalı ve şayet bu metinde bir belge öngörülmüşse bu belgeyle birlikte talep gerçekleştirilmelidir.

Teminat mektubu uygulamada muhataba hitaben düzenlenmekte olup muhatap gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilir. Bu açıdan teminat mektubunun paraya çevrilmesi talebinde bulunabilecek kişi tüzel kişiler açısından güncel imza sirkülerine göre şirket yetkilisi olacaktır. Öte yandan, banka teminat mektubunun vekâleten paraya çevrilmesi ile de uygulamada sıklıkla karşılaşılmakta olup bu yönden vekaletnamede özel yetki gerekmemektedir.

Taraflar ödeme talebinin ne zaman yapılacağı hakkında banka teminat mektubu metninde bir hüküm öngörebilecekleri gibi bu konuda bir düzenleme yapmama hakkında da sahiptir. Bu noktada Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.03.1988 T., 1987/11-642 E. ve K. 1988/287 K. sayılı ilamında;

“…kural olarak belli bir süre için verilen garanti halinde, süresi için derizi konun gerçekleşmemesi, yükümlülüğün ortadan kalkması sonucunu doğurur. Garanti sözleşmesi Borçlar Kanunu’nun 110’uncu maddesine 8.7.1981 gün ve 2486 sayılı Yasa ile eklenen fıkrasına uygun bir biçimde yapılmışsa vade sonuna kadar yazılı istekle bulunulmadığı takdirde bankanın şarta bağlı sorumluluğu sona erer. Bu yolda bir kayıt garanti sözleşmesine konulmamış ise teminat mektubu süreli olsa dahi on yıllık zamanaşımı süresi doluncaya kadar tazmin talebi ileri sürülebilir”

şeklindeki içtihadı uyarınca belirli bir süre için verilen teminat mektubunda süresi içerisinde riskin gerçekleşmemesi halinde bankanın yükümlülüğü ortadan kalkacaktır. Yine, teminat mektubunda yazılı başvuru koşulu varsa ve vade sonuna kadar yazılı başvuru yapılmamışsa bu takdirde de bankanın sorumluluğu sona erecektir. Zira süresi içerisinde yazılı başvuru yapılmadığından banka yönünden borç doğmayacak ve zamanaşımı tartışması söz konusu olmayacaktır.

Buna karşın, yukarıda atıf yapılan Yargıtay kararı uyarınca teminat mektubunda bir vade varsa ve ilk talepte ödeme kaydı bulunmuyorsa bu durumda riskin teminat mektubu vadesi içerisinde gerçekleşmemesi halinde dahi bankanın ödeme yapma yükümlülüğü muacceliyet tarihinden itibaren işleyecek on yıllık zamanaşımı süresi doluncaya kadar devam edecektir.

Vadesiz teminat mektupları yönünden ise borç, riskin doğumuyla muaccel hale geleceğinden, muhatabın borcun doğumundan itibaren on yıllık zamanaşımı süresi içerisinde bankadan talepte bulunması gerekecektir.

Saygılarımızla,

Kılınç Hukuk & Danışmanlık

Yazarlar

Duygu Doğan Şahiner

Duygu Doğan Şahiner

Ortak

Kılınç Hukuk ve Danışmanlık

Kılınç Hukuk ve Danışmanlık